Ana Sayfa Özgeçmiş Kitapları Yazıları Röportajları Haber Fotoğraf Albümü Video Galeri İletişim

Bêjînga Cemiyêtâ Kurdâ: Vahdettin İnce!

05.08.2013

Doğu toplumlarında genelde sözlü kültür egemendir. Sözün gücüne hep inanılır ve söz söylemenin bir sanat olduğu kabul edilir. Sözün büyüleyici etkisi her an hissedilebilir. “Söz” aynı zamanda karşılıklı güvenin de teminatıdır. Her kes toplum içinde öncelikli olarak “sözünün eri” olarak bilinmek ister.

 

Batıda ise yazıya vurgu var. Batı epistemolojisinde “Söz uçar yazı kalır” ifadesi dini-felsefi arka planla birlikte anlaşılır. Bizde ise “söz zihinlere işler yazı tarihe” şeklidedir.

 

Bizim coğrafyada sözlü kültürün en yaygın olduğu kavim Kürtlerdir denilse yanlış olmaz. Her ne kadar kimi çevreler bu durumu tarihsel-siyasi ontoloji ile akraba bir konu olarak gösterme hevesinde olsalar da bu yanlış bir okumadır. Sözlü kültürün belki de en güçlü olduğu kavimdir Kürtler. Her Kürt çocuğu adeta bir retorik atmosferinde dünyaya gözlerini açar.

 

Bilhassa dengbejlerin asırlardır ifadelerin gücü ile süsleyerek, zengin Kürt dilinin derin imalar içeren kavramları ile hafızalara kazıyarak söyledikleri destanlar hayatın yol haritası gibidirler bizim için.

 

Sözün ustalığı da gücü de etkisi de en çok da doğudaki medreselerin sessiz ve kalın duvarlarında yankılanır. Bu medreselerde de sözlü bir eğitim tekniği uygulanmaya devam eder ve dersi “hıfzetmek” ifadesi vardır.

 

Medrese ile okulu birleştirebilenler deyim yerinde ise zül-cenaheyndırlar. Yani iki kanadı da faal olan bir kuş gibidirler. Kendi başlarına istediği yere uçabilirler. Hem dünyayı okuyabilir hem de dini.

 

Bugün ülkede eli kalem tutan doğuluların çok büyük bir kısmının hayatında kısa süreliğine de olsa bir medrese geçmişi vardır. Onlara öğretilen hem sözdür hem de yazı. Ki doğudaki eğitim düşüncesinde bu konulardan birisini imam-hatip lisesi diğerini de medreseler temsil etmeye başladı.

 

İmam-hatip liseleri aslında halkın katında “gayri meşru bir referansa” dayandırılan modern eğitim için inanılmaz bir çıkış yolu oldu doğu için. Bu okullar üzerinden insanlar kamu ile dünya ile ve kendileri ile yeniden tanıştılar.

 

Bu “tanışıklığa” bizi de dahil eden ya da şahit tutan değerli kalem ve kelam erbabı olanların yazıları damaklarımızda unutulmaz tatlar bırakmaktadır. Bunlardan birisi de Seyda Vahdettin İnce’dır. Bölgeyi ve bölge insanını gündelik hayat pratikleri üzerinden okumalar yaparak anlatmaya çalıştığı çabasını Kürdinsan kitabında toplamış.

 

Kitap, tam da yukarda değindiğim söz ustalığının lezzetindedir. Kürtlerin geleneksel değerleri, adetleri, dünyaya bakışları ve yaşadıkları acılar anlatılırken aynı zamanda size modern epistemik bağlam içindeki sosyolojik analizler de eşlik etmektedirler. Bu arada kitabı çıkaran yayınevini (Ufuk) hiç duymamış olmanızı kendi eksikliğiniz olarak görmeyin.

 

Türklüğe hevesli Kürtlerden, yalın ve derin anlamlı halk deyimlerine, dostluktan acılara, vefadan haysiyete kadar pek çok konuyu özgün ve içli bir dille anlatan bu çalışma, tam da konuyu çözmeye ve anlamaya çalıştığımız şu günlerde önümüzde bir ışık olur, kim bilir….

 

Onun ifadesi ile konuyu bitireyim, “Bugün dil ile objeler alemi arasında sağlıklı bir denge kuramadıkları için varlık sahnesinde hak ettikleri yere gelemeyen Kürtlerin önlerine koyacakları ufuk budur: Vahyin dili ile varlığı “şakile”leri (doğal var olma hali) doğrultusunda anlamlandırmak, varlıklara ad koymak”tır.

 

[1]Kürtlerin Eleği Vahdettin İnce!