Ana Sayfa Özgeçmiş Kitapları Yazıları Röportajları Haber Fotoğraf Albümü Video Galeri İletişim

Barış için önce tedbir sonra dua!

09.01.2013

Geçen hafta, başlayan bu sürecin kimilerini rahatsız edeceği ile ilgili endişelerimi dile getirmiştim. Açık söylemek gerekirse benim en büyük kaygım,  bazı etkin çevrelerden ehli kelam ve kalem olanların sahip oldukları ideolojinin somut bir toplumsal proje olarak hayata geçemeyeceği ile ilgili yaşayacakları hayal kırıklığıdır. Çünkü örgüt, dünyada taraftarı, hatta savunucusu dahi kalmamış bir ideolojinin son temsilcisidir.

 

Sahip oldukları ütopyanın bir daha karşılık bulmayacağı psikolojisinin neden olduğu hayal kırıklığı ile diğer ütopyaların da gerçekleşmesini istemiyorlar. Dünyada, sol idealizmin tek somut yapılanması ve temsil alanı olan örgütün dağılmasının duygusal bir yönü de olacaktır tabi ki. Bundan dolayı da konuyu rasyonel bir çerçevede ele almak bazı çevreler için çok zor, iyiye giden bazı şeyleri görmeleri kolay olmayacaktır.

 

Hayatının merkezine koyduğu ideolojinin karşılıksız kalma korkusu bence sadece düşünsel bir tehdit değil, aynı zamanda var oluşsal bir sorundur da.

 

Bu olumsuzluğa rağmen kişisel olarak bu kez son derece umutlu olduğumu söyleyebilirim. Bunun da iki temel nedeni vardır. İlki şu, kimi konularda yutkunsak da bu barış sürecini mutlaka tesis etmemiz gerektiğini, (bunun bir Hudeybiye olduğunu) ve sonucun da bize hayırlar getireceğini önce babamın sonra da Fethullah Gülen hoca efendinin söylemesidir.

 

Hocanın söylediğini önemsemek gerekir çünkü son derece temkinli ve dikkatli bir izleyicidir o. Durumun nazikliğine uygun ve dinin emrettiği çerçeveden bakarak “sulh”un kıymetini hatırlattı herkese. Onun hareketinin sözcüsü görüntüsü veren şarlatanları ve kimi maceracıları baştan susturmuş olması çok önemli bir durumdur.

 

İkincisi de, babamın da Hoca efendiden önce neredeyse aynı kavramsal ifadeler ile konuyu bana dikte edip parti genel merkezine taşımamı istemesidir. Bir derviş ile bir hareketin lideri bana göre toplumun kahir ekseriyetinin duygularını temsil ederler.

 

İşte bu nedenden dolayı bu süreci çok önemsiyorum. İşin içinde duaların da olduğunu unutmamak gerekiyor. Onlar sadece toplumun kanaatini belirledikleri için toplumda önemli bir konuma sahip değildirler, aynı zamanda duaları ile de bize katkıda bulunmaktadırlar.