Ana Sayfa Özgeçmiş Kitapları Yazıları Röportajları Haber Fotoğraf Albümü Video Galeri İletişim

Cami ve Cem Evi Birlikteliği

26.09.2013

Her dini inanç için özel mekanlar vardır. Mekanın insan düşüncesi ve ilişkileri üzerindeki etkisi dinler için de ilgi çekici olmuştur. Mekan ile “kevn” (yaratılış) aynı kökten gelir. İslam, mekanla “kutsal” olan arasındaki bağı, Kâbe ile, Beytullah ile kurarak tüm mekanlar için de bir referans oluşturur.

Elbette yüce Allah mekândan münezzehtir ama onun varlığının yansımalarının hissedilebileceği alanların olması da doğaldır. Onun için de ibadetler hep özel mekanlarda yerine getirilirler. Ancak İslam açısından gündelik ibadetler için özel bir mekana ihtiyaç yoktur. Her yerde namaz kılınabilir.

Ancak toplumsal birlikteliğin bir ortak payda oluşturmasını sağlamak, Müslümanlar arasındaki kardeşliği derinleştirmek için camilerin çok önemli bir yeri vardır. Cami, İslam inancının ortak ibadethanesidir.

İslam dairesi içindeki herkesin ibadet edebileceği bir mekandır. Caminin kendisine yetmediğini iddia eden birisinin kendisini İslam çatısı altında gördüğünü düşünmemizi gerektiren hiçbir neden yoktur ve bu konuda bir zorlamaya girmeye de hiç lüzum yoktur.

Geçen hafta Mostar Dergisi’nden İbrahim Baran kardeşim tumhaber.com sitesi için benimle yaptığı röportajda da söyledim, bana göre cami ile cem evinin birleştirilmesi projesi hiçbir şekilde makul bir iş değil, kabul edilebilir bir yanı da yoktur. İslam düşüncesinin yaşayan en yetkin alimlerinden birisi olan Hayrettin Karaman hoca da benzer şeyler yazdı.

“Cem Evi” bir ibadethane mi yoksa özgün bir İslam yorumunun, yani farklı bir mezhebin ibadet mekanı mıdır? Bu sorunun cevabı verilmeden bu konuda atılacak olan her adım işin sosyolojisini daha da bozacak, zaten ulusalcılıkla bozulan doku daha da alt üst olacaktır.

Dini bir inancın mekanı üzerinden siyasi bir projenin yürütülmesinin nasıl “anomiler” doğurduğunu en iyi biz biliriz.

Eğer Alevilik İslam içinde bir mezhep, yorum ya da anlayış ise ibadethanesi Camidir. Ayrı bir din/inanç ise Cem Evi istemeleri en doğal haklarıdır. Niçin istiyorsunuz deme durumunda da asla değiliz. Ancak şunu sormamız gerekir, bu nasıl bir dindir? Temel parametreleri nelerdir? Bunu bilmemizin nedeni de sorgulamak ya da dışlamak için değildir. Birlikte yaşamanın temel alt yapısını oluşturmak için bunu bilmek zorundayız. Yoksa kimseye neye niçin inandığını sorgulamak için değil.

Herkesin inancının temel ilkelerini açık bir biçimde topluma deklere etmesi birlikte yaşamanın ön koşuldur çünkü. Bizimki bir “sırdır” deyip kimse işin içinden çıkamaz.

Son olarak, zapt edilemeyen “diyalog” hevesi ile konjonktüre uyup temel değerleri dejenere edecek alanlara sorgusuz dalanlar bilsinler ki İslama bir zararları olmaz. Ancak kendi ahretlerini karartırlar. İtirazların da bu kaygıya binaen olduğu bilinmesinde fayda vardır.