Ana Sayfa Özgeçmiş Kitapları Yazıları Röportajları Haber Fotoğraf Albümü Video Galeri İletişim

Cemaati Bitirme Eylem Planı Belgesi…

02.12.2013

Malum son günlerde cemaat medyası (ki “bir kısım medya” olma yolunda kararlılıkla ilerliyor ve bu konuda sanıyorum son derece başarılı bir performans da gösteriyorlar) 2004 yılında imzalanan bir belge üzerinden AK Parti’ye ve iktidara eleştiri sınırlarını aşan bir karşıtlık propagandası yürütmektedir.

 

MGK’da alınan kararları AK Parti politikalarının doğal bir uzantısı gibi göstererek başbakana ve diğer partili aktörlere hakaret etmek, küfretmek ve tehdit etmek cemaatin halk katındaki itibarını zedeler. Bunu görmüyor olduklarını da düşünmüyorum. Bana göre işin içinde başka bir hesap veya aktör vardır. Bu hesabın ve aktörün kim olduğunu tahmin etmek sanıyorum çok zor değildir.

 

Aslında bu durum karşımızda var olan yapının bir başka boyutuna da işaret etmektedir, şimdiye kadar kimi kurşun askerin normal eleştiri sınırlarını aşan hakaret ve küfürlerine karşı “biz yanımızda olan herkesin kefili değiliz” tadındaki itirazların da tam anlamıyla bir “takiye” olduğu ve esas yönetimin söz konusu bu kurşun askerlerin ukdesinde olduğu görülmüş oldu.

 

Esas işi yürütenlerin “malum çete” olduğu anlaşılmıştır. Diğerlerinin, yani cemaatin içinde hasbi olarak sırf O’nun rızasını gözeterek çalışan ve değerli dostum Lütfullah Şentürk’ün ifadesi ile “siber dervişlerin” sadece konu mankeni oldukları anlaşılmış olması muhafazakar mütedeyyin insanlara ancak bize acı verir, hayal kırıklığı yaşatır.

 

Eğer AK Parti ya da siyasi iktidar bahsi geçen toplantıda tavsiye niteliğinde hükümete sunulan kararların gereğini yapmış olsaydı bugün gazete dağıtıcısından bozma köşe yazarlarının, ajan-muhabirlerin yahut da sırf gruba olan aidiyetinden dolayı genel yayın yönetmeni titrine sahip olanların sayın başbakana ve iktidara küfretme cesaretini kendinde bulması mümkün olamazdı sanırım.

 

O halde kuklayla değil kuklacıyla hesaplaşmak bence daha doğru bir yol olacaktır. Ki son işlemler de buna işaret etmektedir.

 

MGK kararları üzerinden bir tavır alınmasını hele de cemaatin bu kararlar üzerinden kendi duruşlarını konumlandırmalarını ya da bu konu üzerinden ortaya konulan akıl yürütmeleri kendine rehber edinmesini anlamak imkansızdır. Yıllarca bulundukları makamda halka ve ülkeye “hizmet için” kendini “gizleme gereği” hisseden ve bu konuda benzer pek çok belgeye imza atan bu insanların o tarihlerde imzalanan bir belge üzerinden “neden restleşmediniz” bahanesi üzerinden küfretmelerinin altında bir hesap aramamak için saf olmak gerekir.

 

Son olarak, yaşı müsait olanlar hatırlayacaklardır, 12 Eylül sonrasında Kenan Evren’in Cumhurbaşkanlığında pek çok mesleğe yeni başlayan memurlara “darbeye ve kemalizme” bağlılık yemini ettirilirdi. Hem de yazılı olarak. Bu konu özellikle de din görevlileri arasında büyük bir tartışmaya neden olmuştu.

 

Zorla imzalatılan belgelere karşı kimin direnmeye çalıştığını merak edenler varsa o döneme bir bakıversin. Her kes bunu imzalamak zorundaydı. Çünkü yaşamak için herkes buna icbar edilmişti. Bu imzalar üzerinden bugün insanları kategorize edersek kimin nerede olduğunu sizin takdirlerinize bırakıyorum…