Ana Sayfa Özgeçmiş Kitapları Yazıları Röportajları Haber Fotoğraf Albümü Video Galeri İletişim

Commanderos'un Vasiyetnamesi (Mazhar Bağlı)

02.07.2011

Hatırlanacağı gibi geçen hafta şahin görünümlü insan kılığındaki mitolojik tanrı Commanderos’un çıkacağı son yolculuktan bahsetmiştim. Bizimkinin bu yolculuktan çok tedirgin olduğunu kendi ifadeleri ile bir bir sıralamış ve bu sırları afişe edenlerin artık gizli bir el gibi onun yatak odasına kadar girmiş olabileceğini de vurgulamıştım. Tam da bu kendini bilmezlerin kim olabileceği konusunu tartışırken ve aslını esasını araştırırken bir de ne görelim; dostumuz gizli bir vasiyetname de hazırlayıp ölümünden sonra açıklanmak kaydı ile üst kattaki kasada saklamış ancak onun yol planını ele geçiren ve deşifre eden bu zındıklar rahat durmayıp yabancı polisiye filmlerindeki başarılı polisler gibi çok titiz çalışarak ve bizi de atlatıp bunu da ele geçirip tüm düşmanlara sızdırmışlar ve bin yıllık büyüyü de bozmuşlar.

Bu vasiyetname aynen şöyle:

“Ey benim sevili fedakar kullarım! Biliyorum çok uzun zamandır bu güzelim memalikimizin üzerinde kara bulutlar dolaşmaktadır. Ben de bu gerçeği ta iliklerime kadar hissediyorum. Bu güzel toprakların pek çok parçasındaki resepsiyonlarda içki içilmemekte, kentlerde kırmızı yeşil hatlar oluşturulmakta, trafik lambaları renk renk yapılmakta, kaldırım taşları sarıya boyanmakta, okullarda dersler de verilmekte, başka defileler düzenlenmekte, yürüyüşler yapılmakta, genç siviller rahatsız olmakta ve İstanbul’un pek çok lokantasında da lahmacun ve kebap ana mönü olarak bulunmaktadır. Sizlerin bu durumdan kurtarılması için bir çok iş tuttum. Dostlar edindim, yardımcılar buldum. Yollu işler yaptım yolsuz işler yaptım ama kimse bunları takdir etmiyor artık. Fakat sizler her şeyin farkındasınız. Emin olun tek düşüncem sizlersiniz. Kendim için bir şey istemiyorum. Benim herhangi bir şeye ihtiyacım da yok zaten. Tek amacım sizleri geçmiş ve gelecek tüm tehlikelerden korumaktır. Biliyorsunuz ki etraf düşman kaynamaktadır. Artık su da uyumamakta düşman da. Dikkatli olmamız gerekir. Bu düşmanların başımıza ne tür çoraplar ördüklerini hiç biriniz benim kadar bilemezsiniz çünkü bu düşmanların önemli bir kısmı ile zaman zaman ortak mesailerim oldu benim şahsen. Ben orada bunları gördüm, bunların eline fırsat geçse hem benim tanrılığımı gölgeleyecekler hem de sizi derhal sabun fabrikalarına gönderecekler. Üstelik bunların kökü de hep dışarıda, sulak alanlarda olmuştur. Ama sizler de üzerinize düşeni yapmamaktasınız. Her şeyi de benden beklemeyin artık. Ben bu işleri halletmek için size çok çeşitli vesilelerle fırsatlar sundum ama sizler bir türlü bunun farkına varamadınız. Bu altın fırsatları heba ettiniz. Sonra da tekrar benim sizin için fırsat üretmemi istiyorsunuz. Tamam yine de yaparım ama artık benim gündemde olmamam gerekiyor. Ayıp oluyor diğer tanrılara karşı.

Aranızdaki hainleri, sütü bozukları, ekmek yediği sofrayı delen köpekleri, ecnebi yalakalarını ve koynunuzdaki yılanları temizleyin ve hakkıyla başını ezin dedim ama siz ne yaptınız? Oysa ben size bu konuda her türlü imkanı da ziyadesiyle sağlamıştım. Yok edici Terminatörden tutun da haber tanrısı Hermes’e kadar herkesi emrinize verdim ki bu işleri hem gizli yapasınız hem de devamlı yapasınız diye, peki siz ne yaptınız? Verdiğim görevi elinize ayağınıza bulaştırdınız, bu işlerin nasıl olması gerektiği konusunda bile tek bir satır dahi okumadınız. Tüm nimetlerimi ve şefkatimi öpücüklerle verdim ama sizler buna layık olamadınız ve benim bu sırlarımı deşifre edenlere daha çok itibar edenler oldu.

Ama olsun ben yine de sizden ümidimi kesmiş değilim. Çünkü biliyorum ki aranızda bu işe çok hevesli kullarım var. Bila kaydu şart benim dediklerimi tekrarlayan, ballandıra ballandıra yaptıklarımı anlatan, her yerde yetkin olduğumu bilen, öz kökünden benim damarlarıma bağlı olan bir yığın değerli mesai arkadaşım var. Gerçi bunlar da her zaman benim ağzıma bakarak pozisyon alıyorlar ama olsun yine de onlar her zaman hem size hem de diğerlerine karşı yanımda oldular. Bundan asla vazgeçmediler. Dönem dönem gevşemeler olduysa da son kertede bunlar benim için rüştünü ispatlamışlardır. Dolayısıyla siz siz olun onların söylediklerini benim söylediklerim olarak, benim söylediklerimi de onların söyledikleri olarak görmeye devam edin. Çünkü biz onlarla çok samimiyiz. Bu en zor günlerde de kanıtlanmış bir dostluktur. Ontolojik bir determinasyondur benim dostlarımla olan ilişkilerim. Tabi siz bunları bilmiyormuş gibi davranmadınız. Oysa ben öyle olmasını sizden istemiştim. Çok acemi davranıyorsunuz. Artık dünya profesyonel işletmeciliğe doğru kaymakta sizler hala yerinizde saymaktasınız.
Ölüm düşüncesinin beni sardığı şu anda verilmemiş hiçbir hesabımın olmadığını çok isterdim ama çok var biliyorum. Bunun tek sorumlusu da sizlersiniz. Her zaman yanlış tercihler yapıp beni zor durumda bıraktınız. Sizin yanlış tercihlerinizin sonuçlarını hep ben düzelttim. Ama artık gücüm kalmadı. Hem bu alemde tanrılık raconunu bozan kişi olarak da artık itibarım kalmadı.
Şunu gururla söylemeliyim ki bugün artık bir çok kişi ile benim aramda büyük bir fark yok.. Her ne kadar kimileri “abi artık bu ihaleler bize tevdi edilmiyor napcağız” gibi bozuk bir ağızla konuşuyorsa da siz merak etmeyin ben eşeği çok sağlam bir kazığa bağlamışım. Artık hiç kimse onu serbest bırakamayacaktır.

Bakın geçenlerde Gundius efendi ile epey konuştum, hatta onun şefine son model bir cep telefonu hediye ettiğimi de söyledim. Dedim ki bak canım kardeşim gel bu aykırı taleplerde bulunma sevdasından vazgeç, sen verilen görevleri her zaman hakkıyla yerine getiriyordun şimdiye kadar, ama son zamanlarda kutuları karıştırıyorsun farkında değilsin ama aramızı açmak isteyeler var. Ben emrederdim sen de yapardın ama son zamanlarda böyle davranmamana çok sinirleniyorum dedim. Bu durum doğal olarak benim tüm planlarımı da alt üst ediyor. Beni zor kullanmaya teşvik etme dedim ama dinlemedi. Ben de onun bodrum katını başına yıktım. Bunu yapmak zorundaydım yoksa o birkaç akçeye ve bir kulübeye kendini satacaktı.
Keza geçenlerde poker kulübümüzün değerli müdavimlerinden İstekzade Sığırcık hanımefendiyle de uzun uzun bir sohbetim oldu. Ona gerekli talimatları verdim. Hiç kukunuz olmasın ki bu arkadaş da sizinle/bizimle beraber olacaktır.

Kısaca belirtmem gerekirse bir çok kişiyle sizi buluşturdum ve birleştirdim. Unutmayın ki sizler, yani benim kullarım ve dostlarım her zaman ve her koşulda bir ve beraberdirler. Zaman zaman şaşıran zındıklar olabilir ama onları da başka yoldan getirdim buraya. Malumunuz bende envai çeşit araç var. Bizim beraberliğimiz ebediyete kadar devam edecektir. Aranızdaki nifak tohumlarını kökünden kazıyın, hem alkış çalın hem sakız çiğneyin hem de hep bir ağızdan “gaydur gubbah cemile”yi okuyun…

Unutmayın ki hak emri vaki olur da bu dünyadan göçersem sakın ağlamamazlık etmeyin. Benim ölümüme kimlerin neden olduğunu ve bu ölümden de kimlerin sorumlu olduğunu bilin. Tüm sorumluluk yukarda bahsettiğim zındık/düşmanlara aittir. Hesabını onlardan sorun. Bu hesap sorma işini de lütfen ciddiye alın ki küçük yılanlar da bir ders alsınlar. Şanlı tarihimizde gerçekleştirdiğimiz örnek zaferler hep size rehber olsun. Bunları şanla, coşkuyla anmaya devam edin ki unutmayasanız.
Benim asıl varislerim ise çok değerli evlatlığım hakşinas Zorkaya ile büyük kurul baş reisi Pakaydın’dır.

Bunların dışında başka varislerim de var ama asıl bugünlerde bana yardım edenler ve tüm işlerimi yürütenler onlardır. Onların gözlerinden öpüyorum. Omuzlarımdan çok ağır bir yük aldılar. Ben de onların bu emeğini karşılıksız bırakacak değildim. Her şeyimi onlara bırakıyorum. Elbet benim naçiz ruhum da bir gün bu dünyadan göçüp gidecektir. Ama onlara bıraktığım miras her zaman aranızda ve yanı başınızda olacaktır.

Yahova aşkına dikkatli olun. Sizleri hassaten kanatlı meleğime emanet ediyorum. Onun gözlüğünden sizin de gözlerinizden öpüyorum. Aydınlıkçı ve ilerici tanrınız Commanderos”.