Ana Sayfa Özgeçmiş Kitapları Yazıları Röportajları Haber Fotoğraf Albümü Video Galeri İletişim

Din Dışı Tarihin Kuyusu: Göbeklitepe

16.04.2013

Göbeklitepe, Şanlıurfa il merkezine 20 km mesafede, daha önce halk arasında “ziyaret” olarak adlandırılan bir tepe üzerine kurulu olan ve antik dönemlerden kalma birçok dini yapının bulunduğu bir höyüktür.

 

1960’larda başlayan kazılar sıradan bir höyük araştırması olarak başlamış, ancak bundan yaklaşık 15 yıl önce bir çiftçinin o bölgede ki tarlasını karasabanla sürerken bulduğu oymalı bir taşı müzeye götürmesi ile işin yönü ve niteliği değişmiştir.

 

Tabi sadece kazının niteliği değil, tarihin de yönü ve içeriği değişmiştir.

 

“Din dışı” bir tarih kurgusu çizenlerin aksine, “ilk insan ilk peygamber” inancını destekleyen bir toplumsal yapının varlığını gösteren resimlerden bir karedir; Göbeklitepe.

 

Modernizmin doğrusal tarihini, yani insanlığın ilkelden uygar olana doğru evrildiğini ve sürekli aydınlanarak ilerlediğini iddia eden anlayışı yerle bir etmiştir.

 

Malum, insanlık tarihine ilişkin modern disiplinlerin dayandığı temel argümanlar; insanlığın tarih öncesi kurumsal bir yapıya sahip olmadığı, dinlerin ilkel bir inanışa dayandığı, son derece dağınık bir şekilde yaşadığı ve aynı zamanda da vahşi bir duyguyla doğayı tükettiği varsayımlarına dayanmaktadır.

 

İnanç alanında, yönetim tekniklerinde, birlikte yaşama çalışmasında daha iyiye gidildiğine ilişkin var olan kanaat de bu tezlere dayanmaktadır zaten.

 

Doğrusal ve ilerlemeci olan bu tarih anlayışına eskiden de itiraz edenler vardı; ancak elde gösterilebilecek bir bulgu olmayınca söylenenler hep varsayım olarak değerlendirilmekteydi.

 

 

Pek çok düşünür ve sosyal bilimci insanlığın tarihsel olarak helezonik bir şekilde evrildiğini her bir değişimin bir kazanımı içererek devam ettiğini söylüyorlardı ama bu sesler son derece cılız kalıyordu. Çünkü bu teorinin diğerine göre daha az maddi örneği vardı.

 

Arkeoloji ve Antropolojinin bir kısım teorileri geçmişe bir tarih koyup bugüne getirmeye çalışarak insanlığın serüvenini okumak istemektedirler. İnsanlık tarihi için geçmişte bir nokta belirleyip oradan alıp bugüne getirmek belirlemiş olduğunuz bir tarihi zorla insanlığa giydirmektir.

 

Söz konusu başlangıçtan bugüne kadar yapılacak olan açıklamalar sadece elde edilen bulgular ile mümkün olabilmektedir ve bulguların olmadığı alanlarda ise son derece ideolojik yorumlar ve yönlendirmeler yer alır.

 

Nitekim insanlık tarihinin başlangıç noktasından bugüne kadar getirilmesinde yaşanabilecek ya da yaşanan kopmaları da bu ideolojik kaygıları içeren yorumlar belirlemektedir.

 

Bu ise son derece eksik ve yanlış bir okumadır. İşte Göbekitepe bize gizli bir şekilde çok uzun bir süreden beri dayatılan o ideolojinin bittiğinin resmidir. Kendi heves ve isteklerine göre insanlık tarihinde doldurdukları boşlukların öyle olmadığının bulgusudur.

 

Kısaca bize din dışı bir insanlık tarihi sunanların kurgusunun boşluklarını gösteren bir yerdir. İnsanlığı kendi emelleri ve ideolojilerine mahkum etmek isteyenlerin kurduğu tuzağa düştükleri bir kuyudur…