Ana Sayfa Özgeçmiş Kitapları Yazıları Röportajları Haber Fotoğraf Albümü Video Galeri İletişim

Gaziantep'e Yapılan Saldırı Bölge Refahına Yapılmıştır

23.08.2012

Gaziantep, benim çocukluğumun bir kısmının geçtiği hatırası her zaman yüreğimde olan bir kenttir. İlkokulu bitirdikten sonra babam, daha önce ağabeyimi kaydettirdiği Gaziantep İmam Hatip Lisesi'ne 1976 yılında beni de kaydetti. Din ve dünya ilimlerinde bilgi sahibi olmamız onun en büyük hayaliydi. Şanlıurfalı olmamıza rağmen o Gaziantep'i tercih etmişti. Çünkü onun gözünde Antep, büyük şehir, şehr-i azimdi. İmam Hatip Lisesi, Yavuzlar Mahallesi'nde, evimiz ise Karşıyaka'da Şoför Ali Caddesi'nde idi.

Babamın burayı tercih etmesinin en önemli nedeni burada pekçok tanıdığının olmasıdır. Özellikle daha önce bizim köyde ya da çevre köylerde tarla sahiplerinin yanında yarıcılık (ortaklık) yapanlar, tarımdaki makineleşme ile işsiz kalınca kahir ekseriyeti buraya göç etmişti. Yeni bir iş kurmak, ticaretle uğraşmak isteyenler kısaca kentli bir gelecek hayali kuranların göç ettiği bir yerdi. Çünkü buraya göç eden insanlar, hem rahatlıkla iş bulabili-yorlardı hem de ticaretle uğraşmak isteyenler için de büyük imkanlar vardı. Bizim için de Antep, Batı idi. Gelişmek idi. Daha iyi bir eğitim alabilmek demekti. Kentleşmek, şehirli olmak demekti.

GAZİANTEP'İN HAYATIMDAKİ ÖZEL YERİ

Karşıyaka'daki evimizi de daha önce babamın yanında yarıcılık yapan, kadim dostluğu da aşan yakınlık ilişkisi olan birisi kiralamıştı. Annem-babam tarladaki işler dolayısıyla Urfa'daki köye gittikleri zaman çocuklara göz kulak olmanın yanında kentin imkanlarını da öğretme görevi vardı Arif amcanın. Şehirde, yeni bir hayata alışırken dayanışma içinde olduğumuz bizimle aynı dönemde ve aynı gerekçelerle buraya göç eden akrabalar değil, Arif amcaydı.

Arif amca, iyi komşuluk örneği bir ilişkinin nasıl kurulduğunu gösteren ciddi bir adamdı. Çocukları çeşitli kurumlarda iş sahibi oldular, iş kurdular, geçmişte yaşadıkları yoksulluğun acısını bir daha yaşamamak için işlerine dört elle sarılıp çalıştılar. İyi bir eğitim gördüler, kamuda görev aldılar.

Hem kendi geleceklerine hem de çocuklarının geleceğine yatırım yaptılar. Daha önce yaşadıkları coğrafyanın, köy odası kadim kültürünün, saygı ve dürüstlüğün gereğini şehrin yeni kültürü ile birleştirip Gaziantep'e özgü yeni bir dokunun temel taşlarından birisini oluşturdular.

Bugün Gaziantep demek, geleneksel doğu (özellikle de Urfa) kültürü, Gaziantep'in ticari zekası, kent kültürünün zerafeti ve tarihsel birikimin kazandırdığı ustalık demektir.

Gaziantep'e göç edenlerin kahir ekseriyeti Urfa, Adıyaman, Siirt, Muş, Batman, Van ve Mardin bölgesindendir. Bütün bu kültürleri o kadim kent kültürü ile ortak bir potada eriten en iyi örneklerden birisidir. Huzurun, refahın, kalkınmanın ve çoğulculuğun en güzel ve dikkat çekici örneklerinden birisidir.

Doğu ve Güneydoğu'dan göç alan Mersin, Antalya, İstanbul, İzmir, Adana gibi illerden çok farklı bir sosyolojik yapıya sahiptir. Yemek kültürü ile, çalışkanlığı ile, ticari potansiyeli ile, çok kültürlülüğü ile, işin ehli esnaflığı ile bölgesel bir cazibe merkezidir adeta.

Buraya göç edenler sadece iş bulmak için gelenler değildirler, aynı zamanda iş kurmak isteyenler de vardır. Gaziantep Organize Sanayi Bölgesi'ndeki büyük üreticilerin önemli bir kısmı bahsi geçen illerden göç edenlerdir.

Bölge insanının refaha kavuştuğu, iş bulduğu ve iş kurduğu, ticaret alıştığı, üretim yaptığı bu merkez, örgütün tüm tezlerini çürüten bir yapı sergilemektedir. Bunu sabote etmek ve aynı zamanda Türkiye'deki birlikteliğin prototipini oluşturan merkezlerden birisini savurmak için seçildiğinden kuşku yok.

NEDEN GAZİANTEP?

Örgüt ve bileşenlerinin Kürtlerin yoğunlukta yaşadığı ve siyasi bir varlık gösteremedikleri bu kenti özel bir amaç için seçtikleri çok açıktır. Aslında bu saldırı, doğrudan bölge insanının refahına yapılmıştır. Arif amcanın çocuklarına ve geleceğine yapılmış bir saldırıdır. Onların kazancına ve rahatına kast etmiştir.

Bu saldırının en açık hedefi toplumda infiale neden olacak bir duyarlılığın oluşmasına neden olmak ve buradan hem Suriye'deki Esed rejimine selam göndermek hem de Suriye'de kurulacak olan yeni yapılanmada Türkiye'nin belirleyiciliğini ve rolünü asgari düzeye indirmektir. Tabii ki bu eylemi tek başına gerçekleştirmemişler, birilerine taşeronluk da yaparak bir taşla adeta kuş katliamı yapmışlardır.

Onların bu amacını boşa çıkaracak olan biricik davranış, kurulmuş olan birlikteliği daha da güçlendirmektir. Etnik faşizme karşı koymanın, ya da boşa çıkarmanın yolu bir başka etnik referanslı politik proje üretmek veya savunmak değildir. Daha kuşatıcı ve evrensel bir proje ile kalıcı ortaklıklar kurmaktır.

PKK, sadece orada şehit olan insanları katletmek istemedi, aynı zamanda bu coğrafyada var olan birlikteliğin en güzel örneklerinden birisi olan bir kültürü ve onun sergilediği güzellikleri de vurmak, yok etmek istemiştir. Arif amcanın, Hacı Rızo dayının oradaki özgün varlığına ve duruşuna da yönelik bir saldırı gerçekleştirdi.

Uzun bir zamandan beridir ülkede örgüt ve bileşenlerine karşı, akan kanın durması adına ya da bir başka amaca matufen daha hassas bir tavır içinde olunması gerektiğini söyleyenler örgütün hepimizin geleceğini nasıl bombaladığını gördüklerini, görebileceklerini beklemek boş bir heves olsa da söylemekten bıkmamak gerekir.

Bugün bölgenin pekçok kadim kenti, başta Diyarbakır olmak üzere, örgüt ve bileşenleri tarafından kültüründen koparıldı, yoksulluğa ve sefilliğe mahkum edildi. Örgüt ve bileşenleri ile arasına mesafe koyan ve kabuğunu kıran örnek bir kent olan Gaziantep'teki bombaların açık-gizli hedefi bölge insanıdır, Kürtlerdir. Birlikteliğin kazanımlarını tadan insanlar olmasın, örgüte kurşun askerlik yapmayan kalmasın, iş imkanı olmasın, ki hep onlara ram olmuş bir kitle olsun mantığının yansımasıdır bu saldırı. Bir başka ifade ile bölge halkı, göç ettiği yerde de rahat etmesin zihniyetinin açık bir göstergesidir.

ANTEPLİLER OYUNA GELMEDİ

İddiaları ve düşünceleri ile buradaki insanları yanına çekemeyeceğini gören örgüt, şiddet ve terör üzerinden bir karşıtlık oluşturarak kendine bir alan açmak istemektedir. Çünkü uzun zamandan beridir, özellikle de Urfa'nın Suruç ilçesinde belediyenin imkanları ile burada bir çalışma yürütmektedirler. Suruç Belediyesi'nin imkanları ile Suruç'a hizmet üretmediler, bu imkanlarla örgüt için Antep'te bir alan oluşturmaya çalıştılar. Ancak Antep'e göç edenler ve Antepliler adeta oyuna gelmediler ve bunlara itibar etmediler. Yoğun bir Kürt nüfusa sahip olmasına rağmen siyaseten bir varlık gösteremedikleri çok az illerden birisidir Gaziantep. AK Parti'nin son seçimlerde çok büyük bir başarı kazandığı bu kentin sosyolojik dokusunu, tıpkı doğudaki diğer illerde olduğu gibi, kanla değiştirmek istiyorlar. Ama başaramayacaklar, çünkü Gaziantep kadim bir geleneğe sahiptir ve önemli bir kültürel havzanın kavşağındadır. Halep'in, Urfa'nın, Maraş'ın, Hatay'ın komşusu ve kardeşi bir kenttir.

Son olarak, bu saldırının profesyonelce planlanmış bir çalışmanın ürünü olduğu çok açıktır. Çünkü Gaziantep, birlikteliği ve kalkınmayı, Karşıyaka buradaki Kürtleri, Şoför Ali Caddesi Urfa'lıları, Karakol'un olduğu civar ise birlikte yaşamı ve iş imkanlarını temsil etmektedir. Nasıl bir sorunla karşı karşıya olduğumuz bilinsin ve kimse bu alanda ucuz politik hesapların içine girmesin artık.

* Prof. Dr., Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Öğretim Üyesi