Ana Sayfa Özgeçmiş Kitapları Yazıları Röportajları Haber Fotoğraf Albümü Video Galeri İletişim

Hz. Davut ve Derviş Kılıklı Avcı

14.05.2014

Malum Kısas-ı Enbiya’da Hz. Davut için çok özel bir yer vardır. Özellikle de onun adaleti sağlamak için verdiği hükümler peygamberliğin ilahi adalet ile olan bağının açık birer delili olarak anılırlar. Kendisine son derece ayrıcalıklı yetkiler verildiği anlatılır.

Soğuk demire şekil vermek, rüzgar ile konuşmak ve doğadaki olayları kontrol edebilmek gibi pek çok olağanüstü yeteneklere sahip olduğu rivayet edilir. Ama bütün bunların ortak paydasında onun adaleti tecelli etmede ki hassasiyeti ve çağları aşan kararları vardır. Onun sahip olduğu egemenlik ile adalet arasında aşkın bir bağ vardı. Çünkü ona verilen hükümdarlık adalet ile mümkün kılınmıştı.

Kur'an’da da zikredilen birkaç kıssa vardır. Doksan dokuz koyunu olan iki kardeşten birisinin diğer kardeşin tek koyununu da almaya çalışmasında yaşanan anlaşmazlık için verdiği karar-hükmünün hikayesi vardır. Başında çobanı olmayan bir sürünün bir gece ekili tarlada, ekin adına bir şey bırakmadan büyük bir zarara neden olması hadisesinde oğlu Süleyman ile davayı adil bir şekilde hükme bağlama hikayeleri vardır.

Ezcümle O, haksızlığa uğrayan her kesin başvurduğu bir makamdı. Bize bildirilenlerin dışında da kim bilir daha bilmediğimiz nice davalar gelmiştir Hz. Davut’a. Hem de sadece insanlar gelmiyordu ona. Cinlerin de hayvanların da adalet için ona başvurduğu rivayet edilir.

Meşhur hikâyedir:

Bir gün bir kuş, kanadını bir dervişin kırdığından şikâyet ile Hz. Süleyman’a gelir. Şikayetini, derdini anlatır ona. Hz. Süleyman da o kuşun şikâyetçi olduğu dervişi huzuruna getirtip sorar:

- Bak, bu kuş senden şikâyetçi. Niye kırdın kanadını?

Derviş kendini savunur:

— Sultanım, Allah bu mahlûkatı âdemoğlunun emrine musahhar kılmıştır. Ben bu kuşu avlamak istedim. Yine de ona kaçması için fırsat verdim, fakat o bekledi. Adeta “gel beni tut, ne istiyorsan yap” dedi. Ben de bana teslim olacağını düşünerek üzerine atladım. Tam yakalayacakken kaçmaya çalıştı. O esnada da kanadını incittim.

Bunun üzerine Hz. Süleyman kuşa döner:

— Bak, bu adam da haklı. Sen niye kaçmadın? O sana sinsice yaklaşmamış. Neticede sen kendini savunabilirdin. Şimdi kolum kanadım kırıldı diye şikâyet ediyorsun.

Kuş itiraz eder:

— Efendim, avcı olsaydı o zaman hemen kaçardım. Ben onu derviş kıyafetinde gördüğüm için kaçmadım. Bundan bana zarar gelmez diye düşündüm.

Hz. Süleyman bu savunmayı beğenir ve kuşu haklı bulur. Kısasın yerine gelmesi için "dervişin kolunu kırın" diye emreder.

Kuş dervişe acır:

— Efendim, öyle yapmayın!

— Ne yapayım?

— Efendim, bunun kolunu kırarsanız, kolu iyileştikten sonra aynı şeyi yine yapabilir.

— Peki, ne yapalım?

— Siz bunun üzerindeki derviş kıyafetini çıkarın, derviş libasından sıyırın! Sıyırın ki diğer kuşlar benim gibi aldanmasın!