Ana Sayfa Özgeçmiş Kitapları Yazıları Röportajları Haber Fotoğraf Albümü Video Galeri İletişim

İnsan, Medeniyet ve Şehir

26.02.2014

Malum geçen hafta sayın başbakan AK Partinin yerel seçim startını bir toplantı ile verdi ve bu seçimi üç ana kavram üzerine inşa ettiğini deklere etti. İnsan, medeniyet ve şehir.

Bugün bir mitolojisi, hikayesi ya da ruhu olan hangi antik kente giderseniz gidin yahut hangi kadim şehrin sokaklarında dolaşırsanız dolaşın göreceksiniz ki orada size ya bir nebi, ya bir resul, ya bir derviş, ya bir aziz, ya bir havari, ya bir veli ya da bir mana eri eşlik edecektir. Şehirlerin alamet-i farikası olan bu şahsiyetlerin hala orada yaşadığını hissedersiniz.

Bilirsiniz ki bu şahsiyet aynı zamanda bir kâmil insandır. Kâmil insanın kurduğu şehir de kutsaldır. Meseleye buradan bakınca her şehir oradaki insanlar için kutsaldır.

Bizim coğrafyamızda her bir şehrin kutsala açılan bir kapısı vardır. Mekke şehirlerin anası, yeryüzünün nirengi noktasıdır. Mekke’deki kabe aynı zamanda dünya evinin yaratılmasına, dünya evlerinin kutsal bir anlayış, kutsal bir ihtiyaçla yapılmasına bir işarettir. Medine, O’nun nurlu yolunun iz düşümüdür. Onun terinin düştüğü toprağın güle verdiği rayiha her yerde solumaya başlarsınız.

Kudüs, Sezai beyin ifadesi ile “Gökte yapılıp yere indirilen şehirdir,” Şanlıurfa, Hz. İbrahim’in O’na olan güvenini somutlaştığı sıcak bir kucaktır. Konya, Halep ve Şam farklı değildir. İstanbul illa ki ona yeni bir kutsal ruh üfleyecek olan fatihini bekleyen bir gelin gibidir.

II: Murad’ın ısrarlı isteğine Hacı Bayramı Veli bu lütuf bize bahşedilmemiştir, bu şehir kendisini yaşatacak olanı tanıyor bize düşen ona yol olmaktır dediği gibi bu şehir kendisine nefes verenleri sabırsızlıkla hep beklemiştir. Beklediği kişi geldiğinde de onu kendi çekim alanındaki coğrafyaya vezir kılmıştır.

Ankara’nın kalbi olan Hacı Bayram-ı Veli bir nutkunda şöyle der:

‘Çalabım bir şar yaratmış iki cihan aresinde

Bakıcak didar görünür ol şarın kenaresinde

Şakirtleri taş yonarlar yonup üstada sunarlar

Çalabın ismin anarlar ol taşın her paresinde

Ol şardan oklar atılır gelir ciğere batılır

Arifler sözü satılır ol şarın pazaresinde

Ol şar dediğin gönüldür ne delidir ne usludur

Aşıklar kanı sebildir ol şarın kenaresinde

Bu sözü arifler anlar cahiller bilmeyip tanlar

Hacı Bayram kendi banlar ol şarın menaresinde’

Şehir gönüldür.

Şehir insandır.

Bir şehrin kuruluşuyla, bir insanın inşâsı aynı şeydir.

Geleneksel irfanda şehir, insan-ı kâmildir.

 

Hacı Bayram Sultan, bu nutkunda Hakk’ın celal ve cemal arasında bir şehir yarattığını, yâni bir gönül inşa ettiğini ve bir insan kurduğunu ifade eder. O yetkin insana yani şehre bakıldığında ‘didar’ yani yüz, yani Zat görünür. Hakk’ı görmek isteyen ona bakmalıdır. Her şehir ya da her bir mekan aynı zamanda bir Esma-ül Hüsna’nın tecelligahıdırlar.

 

Bu dünyadaki yolculuğumuzun güzergahını da işaretlerini de belirleyen bu alanın inşa edilmesi için ihtiyacımız olan tek şey aslında biraz tarihimize ve kadim bilgi kuramımıza geri dönmektir. Yani kendimize gelmektir. Şehirlere yeni bir ruh üflemektir.