Ana Sayfa Özgeçmiş Kitapları Yazıları Röportajları Haber Fotoğraf Albümü Video Galeri İletişim

Kim Piyon, Kim Vezir?

07.12.2013

Toplumsal çatışmanın varlığı hem kutsal metinler hem de sosyolojik teori açısından bir postüladır. Her ne kadar birbirinden farklı dinamiklere işaret etseler de esas olarak işaret edilen gerçek bir kavganın var olduğudur.

 

Semavi dinler açısından hak ile batıl mücadelesi ezeli ve ebedidir. Ki İslam insanlığın hikayesini ilk insan ilk kavga ile başlatır. Hz. Adem’ın kavgası, çocuklarının kavgası ve nihayet hak ile batıl mücadelesi…

 

Toplumsal alandaki çatışmaları idare etme sanatı olarak siyaset aynı zamanda bir mücadele işi olarak da okunabilir. “Kavga” etmeyi göze alamayanlar bu işe heves etmesinler. Daha doğrusu kavgayı bel altından yürütmek isteyenler bu alanda bir varlık gösteremezler. Evet birilerini diskalifiye etmede başarılı olabilirler ama asla bu alanda kalıcı bir aktör olamazlar.

 

Cemaat siyasete heves edebilir, bence etmesinde de büyük bir fayda vardır. Birincisi siyasi alandaki rekabet kaliteyi yükseltir, ikincisi de hak batıl mücadelesinde nerede yer aldığı netleşmiş olur.

 

Keşke siyasete heves etmeyip siyasetin üzerinde bir kamu vicdanı gibi davranabilselerdi ama olmadı, muktedir olma ve her şeyi kontrol altına alma şehvetine yenik düştüler.

 

Sahaya çıkmadan kavgaya dahil olma ya da kavga etme isteğini bir başka sahada sergilemeye imkan tanıyan bir alan değildir siyaset. Sayın başbakanın pek çok kez onları “camide kalmaya” davet etmesini bir meydan okuma olarak gördüler ki bu durum var olanın doğasına dair “işleyişi atlatma/aldatma” isteklerinden kaynaklanıyordu.

 

Çaktırmadan kavga edilmez. El altından siyaset yürümez. Ya kavga edersiniz ya da kavga edenlere stratejik-lojistik destek sağlarsınız. Her kes aynı işi yapamayacağına göre bir iş bölümü olmak durumundadır. Aksi halde kurumsal olarak bir siyasi parti olmasa da artık böyle görülecektir.

 

Bundan dolayı da siyasetle ve siyasi aktörlerle kavga eden çeteyle bir ilgimiz yok demelerine inanmak ya da böyle kabul etmek en basit ifadesi ile saflıktır. Kavgayı edendir esas aktör.

 

Diğerleri ancak onların piyonu olabilir. Bir başka ifade ile “top sakal çetesi” piyon değil asıl aktördür bu kavgada ve “ışık evlerindeki” gönül erleri de ancak ve ancak bu çetenin konu mankeni, piyonudurlar. Bunu görmemiş olduğumuzu varsaymış olmalarının sinirli hali yakında geçecek ve “kavga” yeniden başlayacaktır.

 

Tam da İsmet Özel’in dediği gibi:

 

Gövdene imrenirdi ok atmayı bilenler

gövden aklın gibi engebeli ve dakikti

sokaklarda kavga çıkardı senin yüzünden

sen topuğunu gösterirdin ve dövüş başlardı

ejderlerle çarpışırdı bey çocukları

müminler müşriklerle savaşırdı.

Toprak ve yağmur savaşırlardı

anahtar ve kilit

birbirlerine girerdi ekmekle bulutlar

kan ve su

nadirle zenit.