Ana Sayfa Özgeçmiş Kitapları Yazıları Röportajları Haber Fotoğraf Albümü Video Galeri İletişim

Kişisel bir inat uğruna!

17.06.2013

Son yirmi gündür devam eden olaylara neden olduğu iddia edilen ya da görünen kısmı olan “Gezi Parkı” meselesi görece çözülünce işin gerçek yüzü ile karşılaştık.

 

Olaylara gerekçe olarak gösterilen nedenlerin hepsinin bahaneler olduğunu, tatmin edilmesi mümkün olmayan isteklerin ardı ardına gelmeye başladığını gördük. Esas hedefin bizzat sayın başbakan olduğunu hepimiz yakından biliyoruz, görüyoruz.

 

Edilen küfürler, hakaretler ve her önüne gelenin başbakanı işaret etmesini, o gitmeden bu işi bırakmayız tarzı efelenmeleri nasıl anlamamız gerekiyor acaba?

 

Kurye olabilmekten öte bir işlev yerine getiremeyeceğini bilen siyasi aktörlerden konu mankeni olan genel başkanlara kadar hepsinin hedefinde siyasi icraatları değil de bizzat başbakanın şahsının olması normal bir durum mu?

 

Ve sayın başbakanın bildiği yolda ısrarla yürümesi, yürümeye devam etmesi de kişisel bir inat mıdır?

 

Eğer konuyu bu şekilde okursak bu hem eksik bir analiz olur hem de yanlış. Bunca zamandır hayatını ortaya koyarak elde ettiği kazanımlarını ve başarılarını bir kuru inat uğruna boşa çıkaracak gibi bir durum olabilir mi?

 

Cumhurbaşkanlığı gibi bir makama arkadaşını tercih etmiş birisinin tek hedefinin kendi kişisel egosunu tatmin etmek olabilir mi?

 

Tabi ki olmaz, olamaz. Kararlılık ve ısrar, halkın iradesinin kamuda temsil edilmesini sağlamaktır, verilen emaneti gereği gibi korumaktır. Zaten onun bu duruşu insanları kendine çekmektedir.

 

Dahası sonradan değişmiş birisi de değildir. 1990’larda ne ise şimdi de odur. O günde “Kasımpaşalı” bir damarı vardı bugün de.

 

Bu duruşundan vazgeçtiği andan itibaren neler olabileceğini o da biliyor insanlar da.

 

Hatırlanacaktır, rahmetli Erbakan hoca, ortam gerilmesin, ülke zarar görmesin kaygısı ile kendisine hakaret eden çapulculara dahi son derece nazik davranmıştı. O zamanlar hocaya neden dik durmadın diyenler şimdilerde ise başbakana uzlaş çağrısı yapıyorlar.

 

Benim bu atmosferde dikkatimi çeken aynı siyasi atmosferden gelenlerin duruşu çekmektedir. Kimin niçin nerede durduğunu bir sosyolog olarak görüyor ve okuyorum. Başbakanı kişisel hesabı ya da inadı üzerinden eleştiren kişi ya da çevrelerden birisinin de kişisel bir hesabı olmamış olsaydı keşke…