Ana Sayfa Özgeçmiş Kitapları Yazıları Röportajları Haber Fotoğraf Albümü Video Galeri İletişim

Kıssadan Hisse: Neo-Con Cuntacıların Sonu

28.12.2013

Rivayet olunur ki vakti zamanında çok maharetli bir pehlivan varmış. Güreşçi olmak isteyenler bu pehlivandan ders almak için sıraya girer, araya tanıdık koyup maharetlerini sergiledikten sonra ancak çıraklığa kabul edilirlermiş. Kabul edilen her çırak hocasından (ustadan) icazetini aldıktan sonra sırtı yere gelmezmiş. Girdiği her müsabakada rakibini kündeye getirip tuş edermiş.

 

Usta’nın kabiliyeti ve çıraklarının şöhreti bütün bir memlekette biliniyormuş. Bu çıraklardan birisi diğerlerinden farklı olarak çok büyük bir şöhret sahibi olmuş. Girdiği her maçı kazanmış. En az ustası kadar yetenekli olduğunu kanıtlamış.

 

Kendine güveni gelen çırak sağda solda ustasını da yenebilecek bir güce ve yeteneğe sahip olduğunu dillendirmeye başlamış. Tabi bu dedikodular ustanın da kulağına kadar gelmişler. Usta sessiz kalmayı tercih etmiş. Lakin memleketin padişahı olayın üstüne gitmeye karar vermiş. Bir gün çırağı huzura çağırmış ve sormuş, sen ustanı da yenebileceğini söylüyorsun doğru mu? O da evet efendim. Ben artık her kesi yenebilirim. Ustamı geçeli çok oldu. Artık bu alemin en büyüğü benim demiş.

 

Padişah da o zaman bütün memleketin izleyeceği güzel bir şölen yapalım ve bir müsabaka düzenleyelim kabul eder misin diye sorunca o da büyük bir memnuniyetle demiş. Padişah bu durumu ustaya da iletmiş. Ancak usta bu işe çok sıcak bakmamış. Fakat etrafta kariyerine ve şahsiyetine yönelik nahoş sözler duyunca dayanamayıp kabul etmiş.

 

Gerekli hazırlıklar yapılmış, memleketin dört bir yanına tellallar haber ulaştırmışlar. Memleketin en büyük pehlivanının kim olacağının belirleneceği meşhur müsabaka için her şey hazırlanmış. Nihayet büyük gün gelmiş çatmış.

 

Çırak, ustasının huzuruna son derece mağrur bir eda ile çıkmış. Rakibini baştan ezen, kendinden emin bir eda ile arzı endam etmiş seyircilere. Seyircileri coşturacak birkaç etkinlikten sonra müsabaka başlamış. Her kes büyük bir merak içinde sonucu beklerken bir de bakmışlar ki usta, çırağı kündeye getirip tuş etmiş.

 

Neredeyse kimse ne olduğunu bile anlayamamış. Tabi bu büyük başarıdan sonra ustaya yeniden büyük bir teveccüh gösterilmiş ve tezahüratlarda bulunulmuş. Kutlama selamlamasına geçilince huzura çıkıldığında padişah ustanın kulağına fısıldamış, nasıl başarabildin?

 

O da cevap vermiş, padişahım ben 365 tane oyun biliyorum. Ancak çıraklarıma bunlardan 364 tanesini öğretirim. Birisini her zaman kendim için saklarım. Ben ona öğretmediğim o oyunla onu yendim demiş.

 

Kıssadan hisse:

 

Neo con çetesi darbe için tüm siyasi hamleleri öğrenmiş, kurumları ele geçirmiş olduğunu düşünüyor olabilir ama “büyük gün” geldiği zaman nasıl tuş olacaklarını hep birlikte göreceğiz…