Ana Sayfa Özgeçmiş Kitapları Yazıları Röportajları Haber Fotoğraf Albümü Video Galeri İletişim

Kürtlere Değil PKK/PYD'ye Karşı Duruş

31.07.2012

Doğru olan, Türkiye'nin hem komşu hem de akraba olduğu ve yakın bir tarihe kadar da yüreğinin bir parçası olan bir coğrafyaya uzak kalmaması ve burada kanlı hesaplara ve diktatörlere karşı durmasıdır. Pek çok çevrelerin istemesine ve kışkırtmasına rağmen Türkiye'nin Suriye'ye fiili bir müdahalede bulunmamasının asıl nedenini de bu açıdan okumak gerekir. Eğer Türkiye müdahale ederse bu durum hem Rusya hem de İran için de bir müdahale gerekçesini oluşturacaktır. Dış müdahalelerin de nihayetinde halk dışı bir başka projenin uygulaması olacağından değişen bir durum aslında olmayacaktır.

 

TÜRKİYE, KÜRTLERE DEĞİL PKK VE PYD'YE KARŞIDIR

Türkiye'nin PYD ile PKK dayanışmasına itirazı Kürtlere yönelik değildir, kendisinden başkansına hayat hakkı tanımadığını yakından bildiği örgüt ve bileşenlerine karşıdır. Suriye muhalefeti ve Kürtleri ile yakından ilgilenen Türkiye, M. Temo'nun kimler tarafından ve niçin katledildiğini kendi topraklarında tanık olduğu olaylardan çok iyi bilmekte ve benzer bir sürecin orda yaşanmasından da doğal olarak kaygı duymaktadır. Bugüne kadar bu konuyla ilgili olan her bir aktör, bu yöndeki kaygının ne kadar yerinde olduğunun bizzat kanıtıdır.

Bütün bunlar bir yana, yanı başımızdaki komşumuz ve akrabamız olan bir ülke ile ilgili sahip olduğumuz sosyolojik bilginin komikliği geçmişte bu alanlarda izlenen politikaların ne kadar sığ ve yetersiz olduğunu gösterir. Bir toplumu tanımanın biricik yolu onları izlemek ve dinlemektir. Uzaktan oluşturulan önyargılar üzerinden gerçekleşecek olan bir okumanın politik yansımaları da eksik ve yetersiz olacaktır.

Sezai Bey'in Dicle ve Fırat'ın kardeşliği metaforu üzerinden bu coğrafyayla ilgili söylediği ittihadı İslam hem güçlü bir siyasi yapılanmayı beraberinde getirir hem de bu tür sorunların çözümü için de çok önemli bir irade ortaya çıkarır. Bu bir ütopya olabilir ama hayal edemeyenler, gerçeğini asla bulamazlar. Bu kardeşliğin tesis edilmesinde niza çıkaran her unsur doğaldır ki hepimizi derinden yaralayacaktır.

Bu coğrafyanın kurtuluşu mikro siyasi yapılanmalarda değil hatta mega birlikteliklerde saklıdır. Bu gök kubbenin altında ezelden beri ve buralarda, bu torakların bir doğal uzantısı haline gelerek bir ve beraberiz. Benim memleketim olan Urfa, bunun tarihsel ve toplumsal örnekliğini ta eski çağlardan beri bize her gün fısıldamaktadır. Ortadoğu tılsımlı bir hazinedir. O tılsımı dikkate almadan ya da bilmeden onu elde etmeye çalışan lanetlenecektir. Bölgenin yeniden şekillendiği bir süreçte geçmişteki acı tecrübelerin bir daha yaşanmaması aynı hatalara düşmemekle mümkündür.

 Prof. Dr. MAZHAR BAĞLI Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Öğretim Üyesi