Ana Sayfa Özgeçmiş Kitapları Yazıları Röportajları Haber Fotoğraf Albümü Video Galeri İletişim

Ortak Payda: Adalet

15.01.2013

Tasavvufun Nakşibendi’ye geleneğinde, “Esmaül Hüsna”nın belli bir silsile içinde okunması yerine kendilerine has bir takım terkiplerle zikredilmesi öngörülür. Söz gelimi O’nun affediciliğine sığınarak bir dua edilecekse eğer sadece “Gaffar” ismi ile zikir yapılmaz.

 

Buna ilaveten aynı kökten gelen ve aynı anlamları içeren isimler birlikte anılır, zikredilirler. Gaffar, Gaffur, Rahim, Rahman, Halim, Latif, Kerim ve Tevvab gibi isimlerden oluşan bir terkip oluşturulmuştur.

 

Bu terkiplerin bilgisi her zaman bir sırdır.

 

Bütün terkiplerin en büyüğü İsm-i Azamdır. Her kapıyı açan bir anahtardır. Ama onun bilgisi kimsede değildir. Hangi isimlerin terkibinden oluştuğu bilinmediğinden dolayı da her türlü terkibin hep zikredilmesi istenir.

 

Fakat denilir ki bu terkibin içinde varlığı kesin olarak bilinen isim “El Adl”dır. Son derece adaletli olan, her şeyde bir düzen ve hakkaniyet gözetendir, hiçbir şeyde aşırılığa düşmeyendir. Zaten Adalet demek, her şeyin yerli yerinde olması demektir.

 

El Adl’ın merkezi bir isim olması bizim için önemli bir işarettir. Adalatin gözetilmesi ve tesis edilmesinin önemine açık bir emirdir.

 

Pek çok düşünür, alim ve siyaset bilimci için de adalet, en yüce erdemdir. Çünkü adil olmak, varlığa ve onun doğasına saygılı olmak demektir.

 

Pek çok farklı düşünce, inanç ve kişiliklerden oluşan toplumun kalıcılığı ancak bütün insanlarda ortak bir erdem olarak var olan adalet ortak paydası ile mümkün olabilir.

 

Toplum felsefesi bize göstermektedir ki hiçbir sosyolojik yapı mutlak anlamda homojen olamaz. Çeşitlilik doğaldır ve doğanın bir iz düşümü gibidir.

 

Bu doğallığı korumanın iki türlü bir gerekçesi vardır. Birincisi yüce kudrete saygılı olmaktır. İkincisi de kendi varlığımızı garanti altına almaktır. Kuran-ı Kerim de adaletle hükmedilmesinde hayat vardır buyruğu da buna işaret eder zaten.

 

Bugünümüzü yarınların tarlası haline getirmek için verdiğimiz uğraşta adalet ana hedefimiz olmalıdır. Bunu başarabilirsek “ebedi bir barış” kurmuş oluruz.

 

Adalet dışında sığınabileceğimiz bir limanın da olmaması aynı zamanda bizim zorunlu olarak da onu tesis etmemizi gerektirir.

 

Ancak adaletin egemen olduğu bir diyarda kişiler yaşadıkları acıları unutabilirler. Efendimiz, Mekkeli müşriklerin işkence ve zulmünden kurtulmak için hicret etmek isteyen sahabelere Habeşistan’ı önerdiğinde Habeş Kralı Necaşi için “adil bir dost” ifadesini kullanmıştır.

 

Adaletin karşıtı ise zulüm değil öç alma duygusudur.