Ana Sayfa Özgeçmiş Kitapları Yazıları Röportajları Haber Fotoğraf Albümü Video Galeri İletişim

PKK çözümü gerçekten istiyor mu?

03.07.2013

Eli kalem tutan insanların daha önce demiştim ifadelerini açık söylemek gerekirse çok şık bulmam. Dış mihraklar meselesini hiç analitik görmem. Komplolara asla itibar etmem. Hatta bana göre sosyal bilimlerde komplolara yer yoktur. Aksine doğa bilimleri komplocudurlar.

 

Eğer siz anlamaya çalıştığınız varlığı olduğundan daha farklı olabileceği ihtimalini düşünmezseniz tabi ki parlak bir fikir ortaya koyamazsınız. İnsanların tutum ve davranışlarının öngörülebilir olmadığını söyleyen bir sosyal bilim metodolojisi ile büyüyen biz modern dünyanın çocukları doğa ile ilgili her şeyi öngörebildik ama insanla ilgili hep bir muammanın var olduğunu duyduk.

 

Aslında ikili ölçümlerle insanla ilgili alanlarda analitik bir yargı sahibi olmanın zorluğunu, insanın doğasının bilinmezliği gibi bize yutturmak isteyen bir metodoloji var kaşımızda.

 

Benim bugün değinmek istediğim konu tabi ki yöntem felsefesinin bu kadim sorunları değil. Aksine, günlük hayatımızı içine alan bir konunun, Kürt meselesinin nasıl bir manipülasyona uğradığıdır.

 

Defalarca söyledim, tekrar vurgulamakta fayda var. PKK’nın Kürtlerle iligli bir meselesi yoktur. Bunu söylememin çok basit bir nedeni var. Çünkü bu sorunun çözümünü engelleyen bizzat bu örgüttür. PKK, kendine göre bir derebeylik kurmak istemekte ve bu çalışması için de bu meseleyi bir meşruiyet alanı olarak hep kullanmaktadır.

 

Hatta bu konuda pek çok başka aktörlerle de çok rahatlıkla iş tutabilmektedir. İşin içinde derin bir devrimci romantizmi ve ekonomi politik olduğunu görmek gerekir.

 

“İçerden” aldığım bilgilere göre de çözümü iki kesim istememektedir. Örgüt içindeki romantik (gerzek) devrimciler ile uyuşturucu ticareti ile uğraşanlar. Tabi bu durum örgütün istemediği bir yapı değildir. Bizzat organize ettiği ve kendi doğasının içine yerleştirdiği bir reflekstir.

 

Lice olaylarının arkasında başka konuların çıkacağından kimsenin kuşkusu olmasın. Gezi bahaneli sivil darbe girişimine göz kırpan örgüt, bölge halkının bu konuya olan mesafeli yaklaşımından dolayı içinde bir ukde biriktirdiğini gördüm ve hisettim.

 

Şimdi onu bölgesel bir konu üzerinden harekete geçirip sivil hükümeti devirmeye iştirak ediyorlar. Bunu da, “PKK kimle savaşmışsa barışı da onunla kuracak” propagandası ile halka yutturmaya çalışıyorlar.

 

Bu meselenin çözümü için var olan iradeye açık bir kasıt varsa, ülkede toplumsal önyargıları bertaraf edecek en güvenilir siyasi lidere karşı bir linç varsa ve örgütte bu işin içindeyse durumu nasıl izah edebiliriz acaba?

 

Bunlar savaşçı bile değil, kan içicilerdir.