Ana Sayfa Özgeçmiş Kitapları Yazıları Röportajları Haber Fotoğraf Albümü Video Galeri İletişim

Paket aşağılıyor mu? Rezil mi ediyor?

10.10.2013

Bu pakete karşı tepkiler farklı biçimlerde görülmektedir ki bu da son derece normaldir. Muhalefet partilerinin eleştirisi işin tabiatı gereğidir. Elbette her siyasi hareketin kendine göre bir siyasi projesi olacaktır ve olmalıdır da.

 

Ancak işin politik olanı da aşan bir zemine doğru kaydığını görmekteyiz. Atılan adımların kimler tarafından atıldığını, ülkedeki her bir vatandaşın kazanımı olan bu çalışmaların dar bir alana mahkum edilmesi için çok özel bir operasyonun var olduğunu görmekteyiz. Ve esas karşıtlık bu kazanca ve bu kazancı sağlayan kesime yönelik yapılmakta, psikolojik harp, doğrudan belli bir sosyolojik kesime yönelik olarak yapılmaktadır.

 

Ki belki de ilk kez ülkede var olan her bir gücün meşru siyasi alanda bir biri ile rekabet etmesine giden yol açılmıştır. Eli silahlı örgüt bile siyasi alana mahkum edilerek sorunların siyaset üzerinden konuşulmasını giden yol AK Parti tarafından açılmıştır.

 

Bu anlamda AK Partinin en önemli farkı, siyaseti dönüştürmüş olması ve aynı zamanda siyaseti millete hizmet eksenine ve sorun çözme alanına oturtmuş olmasıdır. Aslında bu konuda farklı tartışmalar da var.

 

Muhafazakarların çevrede olmalarından dolayı daha dinamik bir yapıya sahip oldukları ve giderek doğal bir değişim seyri içinde merkeze doğru bir hareketlilik gösterdikleri iddia edilmektedir.

Ben de buna katılıyorum ama merkeze doğru bir hareketlilik içinde olan bu sosyal yapı, yeni yetme-nevzuhur bir oluşum değildir. Zaten var olan bir sosyolojik kompartımandı. Yerinden edilmişti.

 

Bir başka ifade ile birileri bu ülkeyi bunlardan, yani asıl sahiplerinden çalmıştı ve bu sahipler kaybettikleri yerlerine geri gelmek istiyorlardı. Epey bir zamandır bu konuda bir çalışmanın içindedirler. AK Partinin bunca zamandır yıpranmadan siyasi alanda varlığını devam ettirmesi de bundandır.

 

Toplumsal yapıyı sosyolojik olarak iki ana gövdeye ayırdığımızda şunu görmekteyiz, bir taraftan muhafazakar-mütedeyyinler yerli bir kompartıman diğer yanda batıcı, ulusalcı ve ilerlemeci iddiasını tekelinde bulunduran ilerici elitler. Tabi yönetim-organizasyon işi de çok uzun süre hep bu sözüm ona ilericilerin tekelinde olunca da her türlü söylemsel paradigmayı da onlar kurgulayıp belirliyorlardı.

 

Buna göre ileriye doğru atılacak her adım, kalkınma ile ilgili her hamle veya özgürlüklerle ilgili her tür düzenlemenin bunlar tarafından yapılacağına dair hem bir kanaat hem bir beklenti hem de bir düşünce vardı. Ne zaman ki AK Parti bu alanlarda adımlar atmaya başladı bu paradigma alt üst oldu.

 

Ötekileştirilen, gericilik ve yobazlıkla suçlananlar ülkeyi büyük oranda değiştirmeye başladılar. Bunu çekemeyenler yapılan değişikliklerin kendilerini aşağıladığını dillendirmeye başladılar.

 

“Bu paket beni aşağılıyor” diyenler pakette olanlardan dolayı bu duyguya kapılmıyorlar, aşağılanmıyorlar. Ülkede demokratikleşmenin ilerlemesi kimseyi aşağılamayacağını her kes gibi onlar da çok iyi biliyorlar. Aksine bunu yapanlar karşısında ideolojik yenilmişliklerini dile getiremedikleri için kendilerini böyle hissetmektedirler. Asıl bu değişikliği kendileri yapacaklardı ama gelinen noktada bu coğrafyada hiçbir başarıları yoktur. İlerici sol elitlerin bu ülkede başardıkları tek şey, birlikte yaşama kuyusunu zehirlemiş olmaktır.