Ana Sayfa Özgeçmiş Kitapları Yazıları Röportajları Haber Fotoğraf Albümü Video Galeri İletişim

Prof.Dr. Mazhar Bağlı: Terörün Pey Akçesi Kürtler

25.02.2016
Kürt meselesi yeni bir konu değildir. Kadim bir sorundur. Modern antropolojik çalışmalar ve etnik köken araştırmalarıyla birlikte canlanıp ulus devlet yapılanmaları ile kök salmıştır. Ancak bu konuyu esas farklı bir şekilde dönüştüren ise PKK’dır, terördür.
 
İnsani ve dini bir sorun olan bu konuyu ait olduğu zeminden silah zoruyla koparıp tamamen ideolojik bir derebeyliğin pey akçesi haline getirdi.
Örgüt kurduğu sistemle Kürtleri, kime ne karşılığında ve nasıl satacağına sadece keyfinin karar vereceği bir meta haline getirdi. Ne Kürtlerin hayatının ne de sahip oldukları kültürün bir kıymeti vardır.
Yeri geldi Esed’la birlikte yürüdü, yeri geldi Acemlerle, yeri geldi bıji Obama dediler, yeri geldi İsrail’e övgüler yağdırdılar. Yeri geldi din karşıtı, yeri geldi dindar oldu. Nerede nasıl davranacağına karar vermek için Kürtlerin en istemediği şeyleri kendilerine temel referans olarak seçtiler.
Bu durum, toplumun doğasını köklü bir biçimde değiştirdi. Yaralı bilinçler oluşturma konusunda mahir olduklarını kaç kez gördük kim bilir?
Adı Kürt ama Kürtlük adına somutlaştırabileceğimiz hiçbir kültürel koda sahip olmayan bir “yığın” oluşturma projesinde son derece başarılı bir iş başardılar.
Kürtlerin aile yapısını, sosyolojisini, musikisini, inancını ve tarihini alt üst ettiler. Ulusalcıların yüzyılda yapamadığını PKK, son on-onbeş yılda başardı.
Tabi tüm bu değişimlerin asıl amacı gerçekten Kürtlerin hayatına ilişkin bir iyileştirme olmadığı için sonuçta onlar ancak ideolojik derebeyliğin hükümsüz özneleri haline geldiler.
Kürtleri sahip oldukları kimlikleri ile bu ülkede siyasi bir özne haline getirmek isteyen herkese özel bir husumet beslemeleri de bundadır.
Abdülmelik beyi sevmezler, Kemal Burkay’ı sevmezler, Şıvan Perver’ı sevmezler. Çünkü bunlar var olan siyasi sistemin içinde Kürtlerin belirleyici bir aktör olmasını istiyorlardı.
Ve Tayyip Erdoğan’ı da bunun için sevmezler.
Kürtlerin uzun bir tarihten beri kendilerini en rahat ifade edebildikleri değişimler ve özgürlükler onun döneminde yaşanmasından ziyade onların siyasi bir aktör olmasını istediği için ondan nefret ederler.
Sn Erdoğan bunu sadece istemekle de kalmadı aynı zamanda bu değişimin gerçekleşmesi için de çok önemli adımlar attı.
Ve onun bu hamlesine bölge insanı sahip çıktı. Gerçi AK Parti çoğu zaman bölgeden yeteri kadar destek alamadığından yakınır ama bölgeden seçilen bazı aktörlerin genel profiline bakınca verilen desteğin bile bazen muadil olmadığı kanaati hasıl olmaktadır. Özellikle bazı merkezlerdeki teşkilatların diğer siyasi rakip karşısında son derece yetersiz ve özgüven yoksunu olduklarını da hesap ettiğimizde bu eleştiri çok da haklı sayılmaz. Ancak yine de Kürtler, PKK çetesine rağmen bir irade beyanında bulunup AK Partiyi bölgenin en sahici ve güvenilir aktörü olarak gördüklerini her seferinde gösterdiler.
Bugün örgütün Kürtlere kan kusturan şiddetinin nedenlerinden birisi de bahsettiğim siyasi tercih konusunda insanların kahir ekseriyetinin örgütten bağımsız bir şekilde ısrarla farklı bir irade beyan etmesidir. Anti parantez, sosyolojik olarak örgütler için en riskli durum örgütlü yapı içindeki aktörlerin son derece basit konularda bile kendi başına bir irade beyanında bulunmasıdır.
Şimdiye kadar bu sorunu çözmek isteyen her siyasi aktörün önünü kanlı bir eylemle kesebildiler ama sayın Erdoğan’ın yolunu kesemedikleri için ona “katil” etiketi yapıştırmak için her türlü hokkabazlığı yapıyorlar.
Bu coğrafyanın tarihinde Kürtlere zulmeden onca eli kanlı katil varken hiç birisine laf etmeyip Kürtleri sahiden “kardeş” olarak gören birisine özellikle bu (katil) sıfatını yakıştırıyorlar.
Kürtlerin yüreğine girip orada oturması halinde onlara yer kalmayacağını biliyorlar elbette.
Bu ülkenin siyasi geçmişinde yaşanan insanlık dışı uygulamaları unutturmak için çok özel bir gayret içinde olan örgüt, “yaşanmayan” olaylar üzerinden bir öfke ve kindarlık üreterek hem Kürtlerin zekasıyla dalga geçiyor hem de onları kendine köle kılıyor.
Köylere dipçikle giren, Kürtçe konuşanlara “eşekçe konuşmak yasak” diyen, itibarlı adamları özellikle de yaşlıları ailesinin ve toplumun önünde soyup rencide eden, bölge insanına dışkı yediren, beyaz toroslarla gezen, zindanlarda insanların tırnaklarını penseyle söken, asit kuyuları kazıyan, sürgünler organize eden, katliam yapan ve dahi toplama kampları kuranların hiç birisinin faili bugün bilinmiyor ve onlardan söz edilmiyor. Sanki bunların hiç birisi yaşanmamış gibi.
PKK ve yandaşlarına göre Kürtlerin gelmiş geçmiş bir tek düşmanı var o da Erdoğan’dır.
Örgüt, bölge insanına asıl zulmedenleri unutturmak için çok kapsamlı bir Tayyip Erdoğan nefreti yaymaktadır. Çünkü o zalimlerle aynı damardan besleniyorlar. Kürtlere zulmedenlerle PKK aynı ideolojik düşüncenin çocuklarıdır. O canilerle aynı genetik damardan geliyorlar. Bundan dolayı da kolayca bir ittifak kurabildiler. Nitekim 7 Haziran seçimlerinde bunu hep birlikte net bir şekilde gördük.
PKK sayesinde bu coğrafyanın en kadim kavmi olan Kürtlerin bugün birkaç entrikacı emperyalist ülkenin dışında seveni ve dostu kalmadı artık.
Ailesini, hayatını ve bütün varlığını kendi halkının geleceğine adayıp titiz ve basiretli adımlarla yürüdüğü yolda elde ettiği mütevazı imkanları bir gelecek projesine dönüştürmek isteyen Barzani’ye karşı kinleri de bunun içindir.
Kürtleri katleden Esed dost, Kürtlere yeni bir dünya vaat eden Barzani düşmandır.
Bunlar bölge insanını, birlikte yaşadıkları tüm kavimlere düşman haline getirdiler. Ancak marjinal gruplarla dost ettiler. Düşünün, Leyla Zana değil, Figen Yüksekdağ Kürtlerin öncü başkanıdır.
Tayyip Erdoğan değil Kemal Kılıçdaroğlu Kürtlerin dostudur.
Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez hoca değil Hüseyin Aygün Kürtlerin dostudur öyle mi?
Kürtlerin ömür boyu görebilecekleri iyilikleri yapan siyasi aktör baş düşman, Kürtlerin başının gölgesinden haz etmeyen öfkeli devrimci dosttur öyle mi?
Kime ne karşılığında bu satışı yaptığınızı çok iyi biliyorum ama söz söylemenin ötesinde elden bir şey gelmiyor…