Ana Sayfa Özgeçmiş Kitapları Yazıları Röportajları Haber Fotoğraf Albümü Video Galeri İletişim

Röportajları

Mazhar Bağlı; Zedelenen Kardeşliği Yeniden Onarıyoruz. Reyhan Aydın: Sayın Hocam, hoş geldiniz, öncelikle bize kendinizden ve yapmış olduğunuz çalışmalardan bahseder misiniz? Mazhar Bağlı: 1965 yılında Şanlıurfa, Halfeti'de doğdum. İlk ve Orta öğrenimini; Birecik, Nizip, Gaziantep ve Şanlıurfa’da gördü. 1992 Selçuk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden mezun oldum. 1995 yılında Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyoloji Anabilim Dalı’nda Yüksek Lisans derecesini aldım. 1999 Yılında Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyoloji Anabilim Dalında “Bilgi Sürecinde Modern Bilincin Mahremiyeti İfşası” adlı tezi ile doktora unvanını aldım. 1993-1999 yılları arasında Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nde araştırma görevlisi olarak çalıştıktan sonra 1999-2011 yılları arasında Dicle Üniversitesi Sosyoloji Bölümünde görev yaptım ve  1999 yılında yardımcı doçent, 2006 yılında doçent ve 2012 2012 yılında profesör oldum. 2004 yılında Kanada Toronto Üniversitesi, 2009 yılında da Amerika Birleşik Devletleri Houston Üniversitesi’nde çalışmalarda bulundum. 2’si ortak, toplam 6 adet yayınlanmış eserim ve yurtiçi ve yurt dışında yayınlanmış 50’nin üzerinde makale ve tebliği var, aynı zamanda Töre ve Namus Cinayetleri, Batman’daki Kadın İntiharları, Levirat ve Sororat Tipi evlilikler ile önemli Bölgesel Sorunlarla ilgili bir dizi proje yürütmüştüm bulunmaktayım Halen Yıldırım Beyazıt Üniversitesi, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesinde Öğretim Üyesi olarak çalışmaktayım.  AK Parti MKYK üyesi, günlük gazetelere de yazılar yazmaktayım. Evli ve iki çocuk babasıyım.   
Kininizi unutmayın çağrısı tamamen bilince yönelik bir mesajdır. Zalimi sahip olduğumuz merhamet gereği affedebiliriz ama zulmü asla unutmayız. Bu temel ilkenin arkasında “yeryüzündeki tüm karanlığa kurumsal ve toplumsal olarak karşı duruş” vardır ve dinin öngördüğü temel mesajlarla da ortak bir paydada buluşur. MAZHAR BAĞLI / Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Geçmiş, insanın içinde bulunduğu ana ilişkin referanslar içerir, şimdi genel durum ve vaziyet alışları, gelecek ise her ikisinin nasıl bir kazanıma dönüşeceğinin planlarını içinde barındırır ve bundan dolayı da her iki halden daha dikkat çekicidir. Bu çerçevede toplumun geleceğine ilişkin kaygılar ve planlamalar gençlik ile ilgili konularda kesişir ve gençliğe yönelik çalışmalar ve kaygılar hep bu gelecek kurgusu içinde temel bir parametre olarak var olurlar. Her bir ideoloji ve siyasi hareket için geleceğin teminatıdır gençlik ve herkes geleceğine ilişkin asıl yatırımları da bu alana yaparak kendisini kalıcı kılmak ister. Gençlik üzerine yapılan spekülasyonları bir kenara bırakarak söylemek gerekirse toplum için kaygı taşıyanlar gençlik konusunda bir proje sahibi olanlardır. Onları evrensel normlar çerçevesinde bir değersahibi olmasını arzulayanlardır. Lakin bu konu hep özgürlük, adalet, yetkinlik, devlet ve toplum mühendisliği gibi konuları da içererek konuşulagelmiştir. Gençlik ile ilgili uygulanabilecek olan her politikanın bu konuların ortak paydasında konuşulmasının nedeni de gençlik-gelecek ikileminin ontolojik akrabalığındandır. “Dininin, dilinin, beyninin, ilminin, ırzının, evinin, kininin, kalbinin davacısı bir gençlikten bahsediyorum.”