Ana Sayfa Özgeçmiş Kitapları Yazıları Röportajları Haber Fotoğraf Albümü Video Galeri İletişim

Şafak Pavey’ın Zihin Sendromları ve O Gülümsemenin anlamı…

11.11.2013

Hacc dönüşü meclise başörtüsü ile girilmesi üzerine yapılan konuşmalar ve tartışmalarda hatırlanacaktır “Pavey’e çok yükleniliyor demek ki herkesin zihin kodlarını okumayı başarmış” analizleri gelmeye başladı.

 

Gerçekte bu olay ve ona karşı olan tutumu daha önce Yasin Aktay da yazmıştı, tam anlamıyla “mecburen özgürlüğe razı olmanın” ötesinde bir durum değildi ancak bunu bize yutturma numarasını yutmadığımız bilinsin. Herkes söyleyeceğini söyledi. Ama biz o gülümsemenin arkasındaki istihza ve kibri gördük. Bunun da bilinmesini istiyorum.

 

Özgürlüğün tanımını sadece biz yaparız diyenlerin lügatleri ondörtyıl sonra gözle görülür bir biçimde değişmiş. Pavey’ın Çamlıca parkında çiçekli başörtülü kızlar dikiziyle yaptığı birikimlerin mecliste terennüm etmesiyle yeni bir ironi diline kavuştuk hamdolsun.

 

Bugüne kadar başörtülü kızlara “sevişme yasağı” konulduğunu hatırlamıyoruz ama ne zamanki o kız başörtüsüyle bende kamusal alanın bir parçasıyım dese yok olmaz diyenlerin“bu kadına biri haddini bildirsin” diyen dili ezber etmiştik. Ama Pavey için her başörtülünün sevgilisiyle “halvet” olması için Atatürk’ün Cumhuriyeti kurması pek bir anlamlı olsa gerek.

 

Pavey durmuyor müthiş zekâsını esirgemiyor bizden “türbanla özgürlük ilişkisi bıçak sırtı gibidir” tespitini yapıştırıyor zihnimize.

 

Zorla kapatılan mağdur kızlarımızdan bahsediyorki bu ülkemizin kadim bir sorunudur güngeçmiyorki baba baskısından dolayı kapanan kızlarımız boğaz köprüsündebaşörtüsünü Marmara denizine doğru fırlatıyor yada bir Atatürk heykelinin önünde çiçekli başörtüsünü yakıyor.

 

Paveyzihnimizi açmaya devam ediyor. Baskılar sebebiyle başını açmak zorunda kalmış bir kadının “bir daha başımı açıp kirlenmeyeceğim” sözünü başı acık kadınlara yönelikbir hakaret olarak deklare ediyor korkutucu-tiksinti verici bir gülümseme ile.

 

Kanun ile inancı arasında kalan kadının uğradığı baskı sebebi ile inancına ters düşmesini“kirlenmek” olarak algılamasını normal olarak kabul edebilmek için elbette bir “inanca” sahip olmak gerekir. Bunu “zorla sığır eti yedirilen bir hindudan öğrenen” birisi olarak zorla başı açtırılanlardan öğrendiğini kopan bacağının yerine koyarak hissiyatımızın arkasına sığınarak tam gaz devam ediyor.

 

Sivas’ta yakılanlara “biz” diyen Pavey’in“siz” dediği kim?Başörtülülermı?Bu konuşmada bunun neresindedahil oluyor Sivas’ta vefat edenler. Pavey’in algılama üslubuna erişmemiz mümkün değil.

 

Zira Sivas’ta Madımak’a yürüyenler dahi kimsenin inancına ya da ideolojine karşı çıkmak için bu coğrafyada yürünülmedi, aksine kutsal değerlere sövenlere bir itiraz vardı ancak başka bir mecraya kayan kitlesel eylemin asıl dinamiğini hiç birimiz Pavey gibi göremedik kör olası bu gözlerle ve örümcek bağlamış beynimizle.

 

Zira bazen pek çok “kişi”ye verilen değer ile de kıyas edilmesi mümkün olmayan bir kıymete sahiptir “o mağaranın kapısını saran örümceğin” ki bizim hikayemizde onun yeri bir başkadır.

 

Paveysoruyor “ülkemiz neden kadın hakları konusunda geride?” Vallahi bende soruyorum neden geride?Kadınları “esaretten kurtaran kanunları düzenleyen, bu özgürlükçü projeyi kuran siz değil miydiniz?”

 

Onuncu yıl marşında “imtiyazsız bir toplum yarattık” deyişinize ne zaman itiraz geldi Pavey? Birde kadın haklarını ve özgürlüklerini türbanlı vekillere bırakıyor.

 

O vakit erkek haklarını da en kaslı masküler ve bıyıklı erkek vekillerimize bırakalım hatta onlara ilkokulda sol kolumuza takılan kol bandındandayapıştıralım. Tabikii nancıgereği başını kapatan vekilimiz başını kapatmasının bedelini daha çok çalışarak ödeyecektir zira Pavey olağanüstü hoşgörüsüyle başlarını kapatmasına izinvermiştir.

 

“Kibirden küfelik olmuşsanız” diyor Pavey, kibirden. Kibirli başörtülü kızlarımızın iknaodalarındaki sarhoşluğunu görmüştük hatırlattı Paveybize. Hep o kızlar kibirliydi, hep o kızlar çatışma çıkardı, hep kızlar… o kızlar yok mu o kızlar…inancını yaşamak isteyen kızların kibri Pavey sayesinde yine belleklerimize kazındı.

 

Pavey “okulunun”inancı tanımlama biçimi yeni bir devrimdir bu coğrafyada. Şöyle diyor, “inancı için büyük ruh temizliğinden doğan muhteşem bir tevazu ile yaşanması emredilen şey” ama başını kapatan kız diyor ki aynı emri başımı örtmek için de var olsun ve ben gösteriş yapmıyorum ama hey hat emri veren çiçekli başörtüsü gösteriştir bu ekole göre olmaz diyor Pavey. İnancı nasıl tanımlıyorsa o. O kızın inancını da o vekilin inancını da Pavey belirler.

 

Pavey’idurdurabilmekmümkün değil lütuf ediyorki hemcinsi vekilbaşörtüsü ile meclise giriyor kronik mağduriyetten bahsediyor, mesela öç almaktan bahsediyor, adaletten bahsediyor.

 

Radikal canavardan bahsediyor. Sadece imanın gereği başörtüsüyle meclise giren bir vekil için söyleniyor. “Radikal canavarımız nasıl bir öç alacak acaba tarihe bakarsanız” diyor bunun için gözlerimi fal gibi açıp bakıyorum  üstelik “sizin” bize öğrettiğiniz tarihe ama bulamıyorum. Hangi tarihin başörtülü radikal canavarların öcünü yazdığını göremiyorum demek ki resmen körüm.

 

Pavey ve oluşturduğu zihin anaforları bu ülkenin özgürlük yutan girdabınınhangi rüzgârın eseri olduğunu kanıtlıyor. Pavey “had bildirmekiçin” yaptı konuşmasını.

 

Başörtülü kadınların inancını hafife aldı. Elbette başı açık yada kapalı her kadınımızın olimpiyat reklamlarında görünme hakkı vardır ve bu ülke muhakkak ki her bireyi ilekendini temsiledebilir ve bundan gocunmaz. Kendi vatandaşından utanan zihnin yarattığı imtiyazlı aristokrat çok yıllar önce salon filmlerinde müzelik oldu.

 

Pavey’ın başörtüsünden utanmadığı gün bu konuşmayı bir daha dinlemek üzere rafa kaldırıyorum. Unutmayınız ki sempatik görünen gülümsemenizin arkasındaki “hınca” daha önce de birkaç kez dokunmuşluğumuz vardır.

 

Bundan sonrasını arif olanlara bırakalım mı sayın Pavey!Ama ne olur öncebirarif tanımını da yap, lütfen seküler bir dil ile olsun…