Ana Sayfa Özgeçmiş Kitapları Yazıları Röportajları Haber Fotoğraf Albümü Video Galeri İletişim

Seçmeli Kürtçe Dersi

19.07.2012

Kürt meselesi esas olarak bir Kürtçe meselesidir. Çünkü herhangi bir sosyolojik yapıyı özgün yapan temel alan dildir. Ve her bir dil, bu alemi anlamaya yönelik insani girişimlerden birisidir. Bir anlam verme çabasıdır. Anlamlandırma girişimlerini çoğaltarak dünyanın anlamına anlam katabilir, dünyayı bir yaratılış kitabı olarak okuyabiliriz.

 

İnsanlara öğretilen isimler, bir kavramsallaştırmanın teorik altyapısı olarak değil tek bir dil olmuş olsaydı eğer biz bugün totaliter bir dünyanın canavar aktörleri olarak her birimiz kendisini bir tanrı gibi görecekti. İnsanlar tek bir dil üzerinden bir araya gelerek tanrıya kafa tutmasınlar diye pek çok dilin yaratılmış olduğunu söyleyenlerin işaret etmek istediği nokta da budur zaten.

Bir dilin özgünlüğü sahip olduğu kelimelerin çokluğu ya da azlığı ile değildir. Eğer bir dilin kendine ait özgün bir gramatik çatısı varsa o dil aşkın ve özgün bir dildir bir dil bir başka dilden de etkilenmiş ve değişime uğramış olabilir, ancak bu çatısı varsa ve gramatik yapısı duruyorsa söz konusu dilin özgünlüğü devam etmektedir. Dil de kasıt işleyiştir zaten. Çünkü bizim zihinsel işleyişimizin somut bir yansıması olarak tezahür eder gramer ve bu anlamda her bir dil, farklı bir işleyişe işaret eder. Tek bir işleyiş üzerinden onun yaratıcılığını okumak yerine yüzlerce pencereden görmek veya bakmak daha kuşatıcı olacaktır.

 

Kürtçe için de aynı durum söz konusudur. Bir başka dilin etkisinde kalmış olabilir, sadece sözlü kültür alanına hapsolmuş olabilir, farklı lehçeleri birbirini anlamamış olabilir, İranî dillerin sıradan bir şivesinin bozulmuş hali de olabilir hiç fark etmez, özgün ve “medeni” bir dildir.

İnsanlığın dünyayı okuma serüveninde bir kabile dili kadar da olsa Kürtçe “artı bir” perspektif katmaktadır ve katacaktır. bu alanda atılan her adım insanlığa ve Kürtlere bir katkıdır.

 

Ancak bu dili bir şiddet ve terör dili haline getirenlerin oluşturdukları önyargıları ve atmosferi bertaraf etmenin kolay olmadığı da asla unutulmamalıdır. Kürtçe seçmeli dersi küçümseyenler, bu durumun Kürtçeye yapacağı katkıyı değil birilerinin politik hesaplarının ne kadar gerçekleşip gerçekleşmediğinin hesabını yapmaktadırlar.

 

Doğal olarak isteyen bu pencereden dünyaya bakar isteyen biro pencereden. Ama her ikisinden dünyaya bakmak isteyenin daha çok anlamlar keşfedeceği açıktır. Seçmeli Kürtçe dersi sadece Kürtler için değil, Kürtleri anlamak isteyen diğer etnik unsurlar için de önemli bir kazanım olacaktır.

 

Son olarak elbette bu adımlar örgüt ve yandaşlarını tatmin etmeyecektir. Zaten örgütün Kürtlerin durumunun iyileştirilmesine endeksli bir tatminkarlık politikası yoktur. Daha çok kurmak istedikleri derebeyliğin etki alanı ve yöntemi ile tatmin olacak bir stratejileri var. Bunun da karşılanmasının da “dil” ile herhangi bir ilişkisi yoktur.

 

Kürtçe adının bile anılmaktan çekinildiği günlerden seçmeli ders olarak okutulmasına gelinen “bir yolda olmayı” eleştiren ve engellemek isteyenlerin Kürtler ve Kürtçe ile ilgili iyi niyetli bir projenin içinde olduklarını söylemek imkânsızdır. Yolda olmak, yolda çıkmaktan daha kötü olabilir mi?