Ana Sayfa Özgeçmiş Kitapları Yazıları Röportajları Haber Fotoğraf Albümü Video Galeri İletişim

Siyasetin dönüştürme gücü!

25.02.2013

Klasik Marksist gelenek, toplumsal değişimin asıl dinamiğinin ekonomi, üretim biçimleri ve araçları olduğunu iddia eder.

 

Gündelik hayatın dili ile söylemek gerekirse, üretim ilişkileri insanın hayata bakışından, aile ilişkilerine, inancından giyim kuşamına kadar her alandaki işleyişi belirleyen temel etken faktör ekonomidir.

 

Ancak bu konu daha sonra hem neo-Marksistler hem de başka düşünürler tarafından hayli eleştirilmiş ve toplumsal değişimin asıl dinamiğinin siyaset ve ideoloji olduğu tartışılmaya başlanmıştır.

 

Başta Gramschi olmak üzere pek çok düşünür, siyaset ve ideoloji üzerinden, bilgi kuramı ve değerler üzerinden gerçekleşecek olan toplumsal değişimin çok daha işlevsel ve sağlıklı olacağı kanaatindedirler.

 

AK Partinin siyaseti, toplumun temel dinamik alanlarından birisi haline getirmesini bazı çevreler toplumsal alanı ayrıştırıcı bir politika olarak görebilir ama bu doğru bir okuma değildir.

 

Çünkü bireyin kendine özgü bir dünya görüşü sahibi olması ve bunun üzerinden çevresi ile “normal” bir iletişim-ilişkide bulunması, toplumsal yapının sağlıklı işleyişi açısından son derece hayati bir öneme sahiptir.

 

Ayağımızın bastığı yeri bilmediğimiz sürece ne olacağımızı da bilemeyiz ve kimse katında da bir itibarımız olmayacaktır.

 

Bu anlamda siyasi tavrın netleşmesinin en çok gerekli olduğunu düşündüğüm alanlardan birisi de var olan Kürt meselesi ve terördür.

 

Hükümet bunu netleştirmeyi de sürecin ve çözümün bir parçası olarak görmektedir.

 

Nitekim geçmişte (geçmiş derken, en fazla seçimlerden altı-yedi ay öncesine kadar ki zamanlarda) A. Öcalan’a ağır hakaretler eden birisinin bugün onun mesajını taşıyan bir “kuryeye” dönüşmesi, kişilerin durduğu yerin gerektirdiği davranışları sergilemesi için de çok anlamlıdır.

 

Bunun altında başka niyetler aramak yersizdir. Her kes içinde bulunduğu iklimin gereklerine uygun bir şekilde gelişmelidir. Halka dönük yüzü ile siyasete dönük yüzü farklı olanların bu huyundan vazgeçirilmesinin yollarından birisi de onları durduğu yerde stabil hale getirmektir.

 

Kimin nerede durduğunu bilelim ve kendi yerimizi ona göre sağlamlaştırmış olalım.

 

Bu çok büyük stratejik bir aklın ürünüdür.

 

Bu kolektif zeka, en zor sorunları çözecek yolları açacaktır. Yeter ki herkes kendi konumunu netleştirmiş olsun. O zaman siyaset, sadece kişisel ikbal uğraşısı değil aynı zamanda insanları mutlu etme sanatına da dönüşecektir.