Ana Sayfa Özgeçmiş Kitapları Yazıları Röportajları Haber Fotoğraf Albümü Video Galeri İletişim

Siz öyle sanın, mesele bildiğiniz gibi değil!

02.01.2012

Radikal gazetesinin meşkuk orta doğu uzmanlarından birisi, son dönemlerde örgütün silah bırakması konusunda yürütülen çalışmalar hakkında derin (!) bir analiz yazısı yazdı.

 

Söz konusu yazarın bir tahlil mi yaptığı yoksa birilerini sürecin nereye doğru gittiği konusunda ikaz mı ettiği konusundan emin olunması mümkün olmayan bu yazıda sürecin yönetilmesinde iradenin kimde olduğu ile ilgili şeksiz bir hakkın tesliminin olduğu söylenebilir.

 

Yazar, kendi ifadesi ile ülkenin “en can yakıcı sorunu” üzerine düşünmeye devam etmiş. Yazı bir husus istisna olmak kaydıyla tarafları ve muhatapları tespit etme ve onların ‘algı’larının doğrultusuna işaret etme bakımından oldukça açık ve muhtasar.

 

O ‘bir husus’ şudur: Şayet Zübeyir Aydar bir ‘muhatap’ olarak başbakanın konuşma ve açıklamalarının satır arasını okuyup ortalığı twite boğuyorsa ve Abdulkadir Selvi de ‘içeriden’ aldığı haberleri yayıyorsa ve bunlar aynı algı ve beklenti ufku dahilinde olup bitiyorsa demek ki merkezinde başbakanın yer almış olduğu bir irade vardır.

 

Daha da önemlisi tarafeyn ve muhataplar başbakanın söylediklerinin sahiciliğine dair herhangi bir şüphe içinde değillerdir ve başbakanın ifadelerindeki umut dozu oldukça yüksektir. Yazar bize şunu söylüyor, bu konudaki çalışmaları muhataplar doğru anladılar ama ben başka türlü anlaşılmasını şiddetle tavsiye ederim.

 

Hatta hızını alamayarak, muhataplara “siz öyle sanın, mesele bildiğiniz gibi değil” demek istiyor.

 

Eğer bunu demek istiyorsa ki şeytanın avukatı olarak ben böyle demeye çalıştığını düşünüyorum, o zaman ortada çok daha vahim bir durum var kalem ile silah yer değiştirmiş oluyor ve böylece de çözüme değil, çözümsüzlüğe katkıda bulunmuş oluyor. Eğer bunu demek istemişse o zaman bu gidişattan rahatsız oluyor demektir ki bu da bir öncekinden farklı bir anlama gelmez.

 

Bu can yakıcı sorunun kanlı bir biçimde sürüp gitmesini tetikleyen asıl faktörün psikolojik bir operasyon olduğunu, işin insani ve siyasi boyutunun son derece gölgede kaldığını bilmeyen var mı artık?

 

Bu konuda eli kalem tutan zevattan kimilerinin şiddet konusunda açık olmayan anlam alanına neleri gömdüğünü bilemiyoruz, ama sanırız vakti geldiğinde onlar da bunları ortaya çıkaracaklardır. Biz yine de faş ettikleriyle yetinip bekleyelim: “Tayyip Baba’nın ‘yeni yıl hediyeleri’nden umutlanalım ama ihtiyatı da elden bırakmayalım.” Bu cümleyi siz şöyle de okuyabilirsiniz, Tayyip Baba’nın yeni yıl hediyesinden umutlanalım ama silahları da elden bırakmayalım.

 

Sanırım muhatapları da bu cümleyle ne kast ettiklerinden gereken dersi çıkaracaklardır. Silahla ihtiyatın birbirine karıştırılması mı isteniyor yoksa?

 

Son olarak şu konunun altını çizmek gerekir, hayatı tamamen “pratik” amaçlar üzerinden okuyan bir geleneği tevarüs edenlerin bir başkasını da aynı kategoride okumalarını yadırgamamak gerekir. Ne de olsa hayatı dönüştürecek olan asıl dinamik pratiklerdir onlar için.