Ana Sayfa Özgeçmiş Kitapları Yazıları Röportajları Haber Fotoğraf Albümü Video Galeri İletişim

Sosyal Bilimler: Modern Toplumu Anlama Kılavuzu

17.04.2012

Sosyolog Mazhar Bağlı kitabında sosyal bilimlerin modern toplumların kendilerine yönelik bilişsel kapasitelerine ve kendi üzerlerine düşünme yeteneklerine etkisini araştırıyor.

MURAT GÜZEL / AÇIKGÖRÜŞ KİTAPLIĞI

Sosyal bilimlerin ortaya çıkışıyla modern toplumların oluşumu arasında görülen paralellik nasıl yorumlanmalı? Sosyal bilimler modern toplumların kendilerine yönelik bilişsel kapasitelerine ve kendi üzerlerine düşünme yeteneklerine nasıl bir katkıda bulunuyor? Bu katkının modern toplumsal yapıları etkileme biçim ve tarzında ne tür sorunlarla karşılaşılıyor? Yıldırım Bayezid Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mazhar Bağlı, Modern Bilinç ve Mahremiyet adıyla kitaplaştırdığı doktora tezinde modern bilginin oluşum sürecinin nasıl bir bilinç doğurduğunu araştırarak bu bilincin toplumsal yapılar üzerindeki etkilerini tartışıyor. Bir inanç formuna rahatça bürünebilen bir bilginin insan hayatında nasıl değişimler doğuracağına, toplumsal yapının belirlediği iddia edilen bir bilgi bedeninin başka bir toplumsal alanı kendine konu edinmesindeki paradoksu irdelemek ve bilgi sosyolojisinde hakim olan iki eğilim haricinde bir üçüncü yolun olabilirliğini tartışmak Bağlı’nın kitabının en önemli amaçları arasında.

Aristo’dan beri teoria ve historia olarak ikiye ayrılmış bilginin, modern bilimin “yöntem” keşfiyle birlikte “modern bilgi”ye nasıl dönüştüğünü kitabının ilk bölümlerinde tartışan Bağlı, bilme tarzlarından birini oluşturan ‘modern bilgi’nin gelişim sürecinde hep toplum eksenli bir seyir izlemesine rağmen yer yer toplumun sahip olduğu değer bağlamını da ihmal ettiğini ileri sürüyor. Bağlı’ya göre ihmal edilenler arasında ‘mahremiyet’ ve ‘özel alanlar’ da yer alıyor. Modern bilginin ne tür aşamalardan geçerek bir bilinç oluşturduğunu, bu modern bilincin insan hayatında belirleyici olan ve temelde bilgiye konu olamayacak değerler ve sistemler üzerinde ne tür etkiler oluşturduğunu tartışan Bağlı bu tepkilerin toplumsal sonuçlarını da ortaya koymaya uğraşıyor.

Kutsallık halesi yitiriliyor mu?

Modern toplumlarda bilginin bireylerin davranış ve düşünüşlerini değiştirip onları hem kendilerine hem de bireyin dışında olan ama bireyin doğasında içkin değerlere yabancılaştırmadığını söyleyen Bağlı, değerlerin bilgiye konu edilmesiyle birlikte haiz oldukları kutsallık halesini de irdeliyor. Bağlı ulaştığı sonucu şöyle özetliyor: Bilginin elde ediliş tarzı ve metodolojisi ile ele aldığı nesne arasındaki ilişkide ilki ikincisini ‘çok az da olsa’ değiştirebilir pekala. Bu değişimin boyutu ve etkisi ise ele alınan konu ve bilgi sistemini kabul edenlerin anlayışıyla yakından ilişkilidir. Aydınlanma, modernleşme ve küreselleşme gibi süreçlerde bilginin oynadığı öncü roller, kültürel ve ahlaki atmosferdeki değişimlerin de en önemli müsebbibi arasındadır. Bu ise modernleşme yolunda çaba sarf eden toplumların asla sarf-ı nazar edemeyeceği bir husustur. Aristo, Marx, Dilthey, Gadamer,Saussure, Freud, Foucault gibi isimler kadar sanat, din ve mahremiyet alanlarını da tartışması esnasında ziyaret eden Bağlı’nın kitabı “bilgi sosyolojisi” disiplini bakımından dikkate değer bir çaba olarak okunuyor.

muratgzl@gmail.com

Uzun ömür iyi mi kötü mü?

16.-17. yüzyılda dünyada bir insanın ömür beklentisi 35 yaştan fazla değildi. 19. yüzyıl ortasında Avrupa’nın gelişkin sanayi ülkelerinde ömür beklentisi 45’e yükseldi. Bugün dünyanın gelişkin ülkelerinde 80 yaşı geçti. Bugün bazı bilim adamları, tıp ve teknolojideki gelişmelerle, insan ömrünün çok yakında 200 yıla kadar uzatılabileceğini söylüyorlar... hatta 400 yıla! Bu mümkün mü? Tıbbi katkılarla, protezlerle, dahası genetik müdahalelerle ‘geliştirilen’ insan, artık ‘insan’ olmaktan çıkar mı? “Sonsuza Kadar Yaşayacak mıyız?” adlı kitapta, hekim, biyolog, fizikçi, beyin bilimci,gelecekbilimci, ilahiyatçı, felsefeci, sanatçı, yazar on dört uzman, bu sorular etrafında enine boyuna tartışıyorlar.

Sonsuza Kadar Yaşayacak mıyız?, Roman Brinzanik-Tobias Hülswitt, Çev. Ümit Kaya, İletişim, 2012

Velud bir filozof için sözlük

Yazıları yaklaşık 50 yıllık bir döneme (1666-1716) yayılan ve insanın araştırmak isteyebileceği neredeyse her alanı konu alabilen velud bir düşünür Leibniz. Onun için bir sözlük oluşturmak hakikaten hiç kolay değildir. Leibniz üzerine, çok sayıda kitabın ve makalenin, ayrıca bu sözlüğün de yazarı olan Martine de Gaudemar, Leibniz düşüncesini okurla tanıştırmayı esas alan bu eserle söz konusu güçlüğü aşmayı başarmış. Sözlük içinde yapılan çapraz atıflarla, hem bir terimin ilgili olduğu diğer terimler hem de Leibniz`in konular arasında kurduğu bağlantılar görülebilmekte. Her terimle ilgili olarak çeşitli metinlere yapılan atıflar da, çok sayıda metinden oluşan Leibniz külliyatında okura rehberlik etmesi bakımından hakikaten faydalıdır.

Leibniz Sözlüğü, Martine de Gaudemar, Çev. Aliye Kovanlıkaya, Say, 2012