Ana Sayfa Özgeçmiş Kitapları Yazıları Röportajları Haber Fotoğraf Albümü Video Galeri İletişim

Terörün Yeni Hedefi... Son Kale:Toplumsal Sağduyu

19.02.2016

Suriye ve Irak ismen mevcut olan devletler. Ama fiilen ve kamu işleyişi bakımından herhangi bir mevcudiyetleri söz konusu değildir bu iki ülkenin.

Bu iki ülkenin bugünkü pozisyonlarının müsebbibi kimse bizim ülkemize yönelik terör eylemelerini yapan da onlardır.

Esasında Türkiye bugün PKK, PYD ve DEAŞ terör örgütleriyle savaşmıyor, bu coğrafyanın tamamını ele geçirmek için teröristçe yöntemleri daha diplomatik bir maske ile yürüten aktörlerle de savaşıyor.

Bu mücadelenin çok çetin olduğu bir kez daha görüldü.

Türkiye’ye yönelik saldırıların etkisini kıran veya Türkiye’yi dirençli kılan en önemli avantaj onun sahip olduğu toplumsal yapıdır.

Teröristten önce terörü etkisiz kılan bu toplumsal sağduyu belki de ülkemizin en büyük güvencesidir.

Bundan dolayı da son terör eylemlerinin asıl hedefi hep bu alandaki fay hatlarını hedef almıştır.

Temel toplumsal kurumları ve bileşenleri dikkate aldığımızda Haziran seçimlerinden sonra her birisinin özenle seçildiğini görmekteyiz. Bahse konu sağduyunun tahrip edilmesine yönelik sadece bombalı eylemler yapılmıyor, algı operasyonları da yürütülmekte, gayri nizami bir harp de yapılmaktadır.

Kamunun işleyişi zaafa uğratılmakta, toplumda dayanışma ruhu törpülenmekte, kardeşlik duygusu yok edilmekte ve hepsinden önemlisi insanların zihnindeki hakikatler yok edilmektedir.

Ancak bana göre bu alanı, yani teröre, krizlere ve ayrıştırıcı tezgâhlara karşı büyük bir direnme mevzisi olan bu alanı en çok tahrip eden faktör iç dinamiklerle birlikte olandır. Yani teröre içerden verilen destektir.

Bir başka ifade ile teröre gerekli kamuoyu desteğini hazırlayanlardır.

Elbette milletin duygularının derinden kamçılandığı bir atmosferde birileri çıkıp açıklıkla bu desteğini deklere edemez ve edemeyecektir. Terörden memnun olduğunu doğal olarak dolaylı yoldan söylemeyi tercih edecektir.

Mesela “hak ettiler”, “istihbarat toplaması gereken polisleri birincilik çıkarak okulları aramaya gönderdiler”, “Suriyelilerin burada ne işi var”, “nerede Kürtler bir hak elde etse TC ona karşı çıkar” gibi cümlelerin arkasına sığınarak teröre meşruiyet kazandıranların amacı insancıl bir kaygıya matuf değildir.

“Niçin bu kadar sıradanlaştı artık terör” diye başlıklarla yazı yazanlar, kurduğumuz tezgaha niçin düşmüyorsunuz demek istiyorlar.

Bugün terör hem fiziki olarak hem de duygusal olarak yüreğimize hançer saplıyor, ve bu toplum bunun üstesinden gelecek bir manevi dirence sahiptir.

Ancak terörün işbirlikçileri tam da bu direnci kıracak özel çalışmalar yürütmektedirler.

Toplumsal alanda PKK teröründen çok daha fazla tahribata yol açan operasyonlar yürütülmektedir casus çetesi.

Bu işler daha önce son derece el altından yürütülüyordu ama Gezi’den sonra aleni yapılmaktadır.

Gezi, Gülenci darbe teşebbüsü ve Haziran sonrası PKK terörünün birbirinden bağımsız olmadığı gerçeğini bilelim.

Bir konuyu daha bilmemiz gerekir: bizimle savaşanların yetenekleri nelerdir?

“Saldırıp savaşacağın zaman öncelikle düşmanın için çalışanların yeteneklerini öğrenmelisin, böylece onların yeteneklerine göre hareket edebilirsin” (Sun Tzu Savaş Sanatı)