Ana Sayfa Özgeçmiş Kitapları Yazıları Röportajları Haber Fotoğraf Albümü Video Galeri İletişim

Ulusalcı İdeoloji ve Ayrımcılık

25.04.2013

Bağımsız bir devlet kurma iddiasıyla dağa çıkan eli silahlı teröristlerin ülkenizde var olması bölünme ile ilgili bir kaygı sahibi olmanız normaldir. Ama bu eli silahlı örgüt elemanlarını dağdan indirilmesi için yürütülen tüm çalışmaların da böyle değerlendirilmesi ise iki türlü bir anlama işaret eder:

 

Birincisi bu projenin içinde bir aktörsünüz ama bunu açık bir biçimde deklere etmeye yanaşmıyorsunuz ikincisi de sizin için birlik ya da ülke bütünlüğü ancak belli bir ideolojik forma sahip olan bireylerin bütünlüğü demektir.

 

Bunun bir başka izahı var mı gerçekten bilmiyorum. İşçi Partisi, CHP ve MHP terörün ülkeyi terk etmemesi için derin bir ittifak içinde olduklarını görmekteyiz. Bu ülke bayrağını en yükseklere taşımanın dışında bir derdi olmayan insanlara elinde bayraklarla saldırmak isteyenlerin gerçekten bayrak diye bir dertlerinin olduğunu inanmamız nasıl mümkün olabilir?

 

Bu çözüm sürecinde CHP’nın en çok kullandığı ifadelerden birisi de “ayrıştırma”dır. Hükümetin uyguladığı politikalarla ülkeyi ayrıştırdığını sıklıkla dile getirmektedirler.

 

Bu kavramı en çok da CHP’nın Diyarbakır’lı olan Genel başkan yardımcısı kullanıyor. Niçin biliyor musunuz? Çünkü CHP, var olan tüm insanları tek bir ideolojinin kör savunucuları olsun istiyor. Hiç kimse onların düşüncesinden başka bir fikre kapılsın istemiyor. Her kes onların ideolojisinin deli gömleğini giysin istiyorlar.

 

Müesses nizamın ideolojisinin dışında bir başka fikriyatın da legal ve meşru olabileceğini, devlet için zararlı unsurlar içermediğini somut olarak kanıtlayan bir aktör olmasından dolayı da en çok sayın başbakana kin kusmaktadırlar. Tüm kurguyu alt üst etmektedir. Ve bundan dolayı bu ifadeyi en çok da onun için kullanmaktadırlar.

 

 

“Ulusalcılık” fikri bulaşmış olan herkesin kafasında ideal bir vatandaş tipi ve ideolojisi vardır. Bundan dolayı da bir başka form, düşünce ya da dünya görüşü dile getirdiğinizde hemen sizi ayrımcılıkla suçlarlar. Yıkıcılık ya da bölücülükle suçlarlar. Bu refleksin bir adım daha arkasında ise topluma tepeden bakma ekâbirliği vardır.

 

Hatırlanacaktır, mecliste “Türk Kürt eşit değildir” diyen CHP’li vekil, daha sonra ki savunmasında “benim kastım farklı etnik unsurların eşit olmama durumu değil, herkesin resmi ideolojinin içinde olduğu ulusla eşitlenmektir” demişti. Yani her kes onların çizdiği dairenin içine dahil olduğunda ancak eşit olabilecektir.

 

Peki niçin her kes bu dairenin içine girsin istiyorlar. Çünkü zaten herkesi eşit görmüyorlar da ondan. Kimilerini “zararlı mahlukatlar” olarak görüyorlar ve onun için de bulundukları konumdan çok sahip oldukları temel hasletlerinden sıyrılıp o halkanın içine girsin istiyorlar, girmeyenleri de zorla halkadan geçirmek istiyorlar ama siyasi irade ilk kez ellerinde değil. İşte onları bu imkandan (herkesi halkanın içinden geçirme projesinden) mahrum eden siyasi aktöredir kinleri.

 

Son günlerde var olan çözüm sürecine karşı olma üzerinden İşçi Partililer ile aynı zeminde buluşmaları sadece konjonktürel bir durum değildir. Paralel ideolojik mekanizmalara sahip olmalarındandır. Kurgulamış oldukları ve aynı zamanda baskı ve tehditle dayatmış oldukları “formun” (resmi ideolojinin) dışında olanları hep ideallerindeki sosyolojik cemaate tehdit olarak görmelerindendir.

 

Onların kafasında tek bir mümkün temsil vardır. Bir başkasının varlığı onların sadece inançlarını değil aynı zamanda varlığını da tehdit etmektedir. Kindarlıkları ve öfkeleri de bundandır.