Ana Sayfa Özgeçmiş Kitapları Yazıları Röportajları Haber Fotoğraf Albümü Video Galeri İletişim

Yeni Şafak Yorum: Darbeyi görünmez kılma tezgâhı

11.03.2014

Fethullah Gülen'in öncülük ettiği ve Gülen Hareketi olarak bilinen yapılanmanın kamuda bulunan elemanları üzerinden yürüttükleri darbe girişimini var olan güçlü siyasi iradeyle ya da sadece başbakanın kişisel mücadelesi ile bertaraf etmek kalıcı bir çözüm getirmeyecektir. Çünkü her darbe girişiminde olduğu gibi bu operasyonda da esas hedef topyekun bir toplum projesi üretip dayatmaktır. Hatırlayınız darbe dönemlerinde kişilerin günlük yaşamlarına ilişkin programların ve kuralların nasıl bir ritüel haline dönüştürüldüğünü.

Darbeler sadece siyaseti bertaraf etmeyi hedeflemezler, aynı zamanda ekonomiyi de işlevsiz hale getirmek isterler. Tarihsel mirası da yeniden yorumlarlar. Kişisel alanları da belirleyip her şeyi kontrol etmek isterler. Toplumsal alanı ilgilendiren her konu ile ilgili bir projesi olan darbelerin birincil hedefi ise halkın tercihlerinin siyasi bir projeye dönüşmesini engellemektir. Bunun için de ilk önce halkın yanıltılması ile işe başlarlar. Her darbenin arkasında halkçı bir retorik, toplumsal gelecek ile ilgili hamasi bir ütopya vaadi vardır.

OPERASYON NASIL YÜRÜTÜLECEKTİ?

Bugün karşı karşıya olduğumuz darbenin de benzer şekilde birkaç koldan devam ettiğini görmekteyiz. Operasyonun esas olarak üç koldan yürütüleceği görüldü. Bir taraftan Anadolu'ya yatırım yapan ve aynı zamanda kalkındıran yeni-yerli zenginlerin tepesine binilecek ve ekonomi çökertilecekti. Diğer taraftan dinlemelerle çete üyesi olmayan tüm diğer bürokratlar bir suç örgütü üyesi yapılacak, örgüt üyeliği ile suçlanarak susturulacaktı. Öte yandan komplo, şantaj, montaj, ülkeye ihanet, terörle işbirliği ve tehditle de siyasiler derdest edilip kontrol sağlandıktan sonra iyi giyimli, temiz yüzlü badem bıyıklı 'bizim çocuklar' işi başarmış olacaklardı. Üstelik hiç kimse ne olup bittiğini de far etmeyecekti. Fark edenler ise bir şey yokmuş gibi davranacaklardı. Çünkü bugüne kadar elde ettikleri tecrübe ile kimi nasıl susturdukları konusunda son derece profesyonelleşmiş bir hale gelmişlerdir.

Kimse itiraz edemeyecekti, çünkü daha önce açtıkları davalarda nasıl sahte delil ürettikleri herkesin gözünün önünde gerçekleşti. Kimse itiraz edemeyecekti, çünkü delilsiz, evraksız, şahitsiz davalarla insanları nasıl içeri tıkadıklarını herkes gördü. Önce sahte deliller ile insanları mahkum ettiler sonra da delil olmadan bunu yaptılar.

Bundan dolayı da bana göre bu darbe diğerlerinden çok büyük farklılıklar göstermektedir. AK Parti iktidarı ile birlikte, 2002 yılında başladı. Bu yapı esas olarak kendi dışındaki herhangi bir ekibin bir iş başarmış olmasını kendi varlığına yönelik bir tehdit olarak görmektedir. Bundan dolayı da bu operasyon belki de tarihte en uzun sürece yayılan darbedir. Önce içerden kuşatıldı. Pek çok hukuksuzluğu bir demokrasi mücadelesi gibi gösterip savunulmasını sağladılar. Pek çok kurumun kılcal damarlarına nüfuz edecek hale geldiler. Önce güven tesis ettiler. Romantik emperyal duyguları derinden kamçıladılar. Temiz ve saf göründüler. Siyasi aktörleri kendilerine inandırmak için yüzlerini paspas ettiler. Toplumu, ülkeye hizmet ettiğine inandırmak için türlü türlü mizansenler kurdular. Ülkeye hizmet aşkından başka dertlerinin olmadığı iddiası için yazılmadık senaryo kalmadı. Akla hayale gelmedik tezgâhlar kurdular. Bunların arkasında kötü bir niyet aramanızı gerektirecek her türlü kuşkuyu gidermek için yapılan takiyeyi bile takiye ile gizlediler.

GÜLEN NİÇİN ABD'DE?

Öyle bir tuzak kurdular ki, hiç kimse tezgâha geldiğini, aldatıldığını bile gönül rahatlığı ile dile getiremedi. Karaktersiz dönek kalemşorlar, silik şahsiyetler dahi hükümete karşı ilkeli doğrucu Davut kesildiler.

Takiyeyi takiye ile gizlemekten kastım, darbenin çaktırmadan yapılmasıdır. Daha önceki darbeleri az çok görüyor ve fark ediyorduk. Evet engellemek isteyenler de oluyordu destekleyenler de. Ama bu darbe tam da bu çetenin, cemaatin genel işleyişi gibi tedbiren saman altından yürütülüyordu, yürütüldü. Hem var hem yok. Sonuçları ile var. Aktörleri ile yok. İlginç bir strateji izleyerek darbeyi görünmez kılmaya çalıştılar. Darbe var ama göremiyoruz. Darbenin tüm enstrümanları var ama dile getiremiyoruz. Uygulamaları var ama kurumları yok. Aktörleri var ama icraatlarını göremiyoruz.

Darbecilerin kimler olduğunu asla bilemeyecektik. Nasıl oldu? Ya da bu darbeyi kim yaptı acaba diye soru sormaya fırsat bulamadan iş bitmiş olacaktı. Darbeci arayacaktık ama elimizde hiçbir veri olmayacaktı. Kim suçlu sorusunu bile soramayacaktık. Suçlu arayacaktık ama kendimizi suçlu görecektik.

Bu durumu anlamak dahi kolay olmayacaktı. Burada anlatmak istediğimi bizzat sayın Gülen'in niçin ABD'de bulunduğu üzerine birkaç soru etrafında düşündüğümüzde konu görece daha netleşecektir. Fethullah Gülen niçin özellikle ABD'de bulunuyor? Dünyanın jandarması olan bu ülke ona hangi karakolda görev vermektedir? Türkiye'ye dön çağrılarını niçin bir meydan okuma olarak görüyor? ABD; hakkında kırmızı bülten çıkarılsa bile niçin sn. Gülen'i kimseye vermeyecektir? Sayın Gülen mi ABD politikalarına ters düşmüyor yoksa ABD mi ona karışmıyor? Hakkında hiçbir tahkikat olmamasına rağmen neden hep kendini tutsak olarak göstermektedir? Dünyanın bunca ülkesinde ABD desteği ile açılan okulların karşılığında ABD'ye nasıl bir hizmet sunuluyor? Gerçekten ABD de Allah rızasını mı gözetiyor? Tüm dünyada Türkçe'nin konuşulmasına niçin bu kadar katkıda bulunan bir yapıyı özellikle koruyor?

YOLSUZLUK KILIFI

Bugüne kadar sayın Gülen'in niçin ABD de bulunduğu ile ilgili soruya verilen somut ve makul bir cevap var mı? Kendisi hakkında açılan bir dava olup olmadığını bilen var mı? Bunları sorabilen birileri var mı? Hayatının hangi döneminde nerede bulunduğuna dair merakını yüksek sesle dile getirebilen var mı? Bir ara kazara bu çetenin kurşun askerlerinden birisini ima ederek sosyal medyadan; 'sahte evrakla niçin ABD de bulunuyor' dedim de, bunu sn. Gülen için sorduğumu sanıp bana küfretmişlerdi.

Eğer bu darbe girişimini bu sorular ve muhtemel cevapları bağlamında analiz edecek olursak yukarda bahsettiğim görünmezliğin sırrını da çözmüş oluruz. Yolsuzluk, demokrasi ve vatanseverliğin arkasında nasıl bir tezgâhın kurulduğunu ancak o zaman görebiliriz.

En basit konuda bile soru sorulmasına ve makul cevaplar alınmasına imkan tanımayan bu tezgahın asıl işlevinin sorgulanabileceğini düşünmek imkansızdır. Tabi işin içine rüyalara giren Peygamber ve Allah ile konuşmalar da eklenince konu tamamen bir başka alemde geçen olaylar zincirine dönüşüyor. Basit bir test yapın ne demek istediğimi göreceksiniz. Gördüğünüz ilk Haşhaşiye kim bu dinlemeleri yapıyor diye sorun? Ve verilen cevabı hem not edin hem de, işlenen suçların gizlenme yöntemi olarak düşünün. Sonra dünyanın öbür ucundaki bir başkasına aynı soruyu sorun. Sonra bir başkasına, bir başkasına... Tüm cevapların birbirinin tıpkısının aynısı olduğunu göreceksiniz.

KURULAN ORTAKLIĞIN GEREĞİ

Son olarak bana göre ABD asla ve kata sn Gülen'i kimseye vermez, vermeyecektir. Hakkında kırmızı bülten çıkarılsa dahi vermeyecektir. Kimilerinin iddia ettiği gibi tutsak falan olduğundan değil. Kurulan ortaklığın gereği orada kalacaktır. Ki bu ortaklık konjonktürel olarak da yapılmış değildir. Aksine uyumlu ve düzeyli bir birlikteliğe dayanan bir ortaklıktır. ABD politikalarının Truva atı olarak her yere girebilme imkanı bulan ve aynı zamanda tüm dünyadan istihbaratlar toplayan bir mekanizmayı kim kendi eli ile düşmana teslim eder? Bunun bir diğer göstergesi de bu yapı ve elebaşı olan sn. Gülen'in ABD'de FBI ve CIA tarafından korunduğudur. Dahası bu korumanın Türkiye'den gelebilecek tehditlere karşı olmadığı da açıktır. Zaten Rusya, bu rolü (ABD politikalarının Truva atı olma) dolayısıyla faaliyetlerine kısıtlama ve yasaklama getirdi.