Ana Sayfa Özgeçmiş Kitapları Yazıları Röportajları Haber Fotoğraf Albümü Video Galeri İletişim

Yeni Şafak Yorum: Demokrasi ve yüce pire 1 bağlılık

03.03.2014

Neo-con çetesinin ülkeye ve sivil siyasete, iktidara karşı yürüttüğü darbe girişimini meşrulaştırmak için yaslandığı temel kavramlardan birisi de bilindiği gibi demokrasidir. Oysa bu yapı için demokrasi, Mekkeli müşriklerin acıktıklarında yedikleri helvadan putlardan farklı değildir. Herhangi bir değer bağlamına sahip olmayan bir mekanizma için demokrasi, özgürlük ya da evrensel bir takım ilkelerden söz etmek hem saçmadır hem de tutarsızdır. Doğru olup olmayı bir kenara bırakın, tutarlılıktan bile söz edilemeyecek bir düşünceye sahip olanların hayatın her bir alanında farklı bir meşruiyet referansı kullandıkları görülür ki burada da aynı durumla karşılaşmaktayız.

Demokrasi üzerinden hükümeti, din üzerinden muhafazakarları, Türklük üzerinden yerli esnafı, Türkçe Olimpiyatları üzerinden romantik emperyalistleri nasıl kandırdıklarını topluca görmekteyiz. Meğer ülke için büyük ideallerin peşinde koşan bir cemaat değil, uluslararası bir istihbarat örgütü imiş. Ülkede söz sahibi olan tüm aktörler, siyasi düşünce ya da etnik köken farkı gözetmeksizin herkes dinlenmiş. Bilgiler toplanmış, muhayyel terör örgüt şeması çizilmiş onlara itaat etmeyen ya da etmeyeceği varsayılan herkes bu şemada bir yerlere hemen monte edilmiş ya da edilmesinin alt yapısı oluşturulmuş.

Bundan birkaç sene evvel bu çetenin egemen olduğu bir Anadolu Üniversitesi'nde gerçekleşen bir kongrede meslektaşlarımla bir araya geldiğimde kadim bir dostum, 'Bu gidişle yakında hepimiz ya seve seve ya da başka türlü cemaatçi olacağız. Çünkü hiç kimseye yaşam hakkı tanımıyorlar' demişti. Bunu nerden çıkardın dediğimde ise ilginç bir cevap vermişti. Öyle bir mekanizma kuruyorlar ki, meşru ve makbul bir aktör olmanız için ya cemaatçi olacaksın ya da onlarla birlikte yürüyen birisi, aksi durumda asla size yaşama hakkı yok demişti.

KURULAN TEZGÂH

Kişisel olarak aynı durumları pek çok yerde bizzat yaşayarak gördüğümü belirtmeliyim. Kurulan tezgahın nasıl olduğunu bilmek açısından sadece son zamanlarda yaşanan bir olaya işaret etmek yeterli olacaktır. Önce Sayın Başbakan ve çocukları üzerinden bir tezvirat yaptılar. Bu konuda gerekli algıyı oluşturduklarını düşündükleri anda montajlı bir ses kaydını piyasaya sürdüler. Önce gerekli alt yapı oluşturulacak, ardından da operasyon. Bu konuda çok farklı aktörlerle ve çevrelerle rahatlıkla iş tuttukları için de herhangi bir sınır tanımadılar ve tanımayacaklardır. DHKP-C ile de çalışabilirler, Doğu Perinçek ile de, CHP ile de çalışabilirleri, MHP ile de.

Esasında kişisel olarak bundan yıllar önce iç yüzünü gördüğüm için içim rahattır. Ben klasik bir dini çevreden geliyorum. Bildiğim temel ilkelerden birisi de şudur: Dinin esas mesajı pratiklerden önce belli ilkeler ve ahlaki değere sahip olmaktır. Bu değerleri hiçbir rasyonel gerekçe ile pratik bir amaca tebdil edemezsiniz. Tüm evrende yalnız kalsanız da. Ben böyle inanıyor ve biliyorum. Hassas bir dini duyarlılığımın olduğu söylenemez belki ama bu kadar ilkesizliğin varacağı yerin nasıl bir savrulma olduğunu da öngörebiliyordum, görüyorum.

Bugün cemaat olarak var olan bu sosyolojik olgunun hal ve hareketleri ile yaptıklarını okuduğumuzda karşımızdaki yapının sadece yüksek dini duygular, ya da ulvi milli çıkarlar ya da tek başına sayın Gülen gibi zaman zaman kendinden geçen birisinin aklı ile ortaya çıkmış bir yapı olmadığı çok net olarak görülecektir. İşin içinde pek çok faktörün yer aldığı, pek çok amacı yerine getirmek için kurgulanmış çok özel bir mekanizma olduğu görülür. Bu ülke için çalıştığını iddia eden bu yapının yerli olan hiçbir enstrümanı, aktörü ya da mekanizmayı içine sindiremediği, geleneksel İslam yorumundan dahi son derece utandığı, İslam tarihini genelde beğenmediği ve bunu kendine göre yeniden yorumlamaya çalıştığı görülmektedir.

PEKİ HANGİ HEDEFLERİ GERÇEKLEŞTİRMEK İÇİN ÇALIŞMAKTADIR?

Tek cümle ile söylemek gerekirse, 'yüce pir'e olan bağlılığı tüm alanlarda hakim kılmak için. Burada birinci hedef şudur, bu coğrafyada var olan tüm diğer sosyolojik kompartımanları yok etmektir. Bunların dini-İslami olması sadece öncelik açısından bir aciliyete işaret eder. Önce kendisine rakip olabilecek dini olan yapılar bertaraf edilecek sonra diğer seküler yapılara geçilecektir. Dini yapıların bertaraf edilmeye öncelik vermelerinin nedeni içerden herhangi bir şekilde birilerinin yok edici bir terminatör olma yolunda ilerlerken vicdana çağrıda bulunma durumunu bertaraf etmektir- ki bir sosyolog olarak esas tehlikenin burada olduğunu görüyorum. Çünkü toplum dediğimiz olgunun doğal biçimi çeşitliliktir, farklılıklardır. Tek tip aktörlerden oluşmuş bir yapının içinde birey yoktur. İnsan da yoktur. Bu gerçek tam da meslektaşımın dediği gibi bir duruma işaret etmektedir. Zaten herkesi dinlemelerinin nedeni de esas olarak istedikleri forma girmeyenleri tehdit, şantaj, montaj ve baskı ile hizaya getirmektir.

İkinci hedef ise sahip oldukları tüm imkanları, bireyleri, medyayı, bankayı, kurumları ve aktörleri devasa bir güce dönüştürmektir. Dolayısıyla bu yapı bir güç mekanizmasıdır aynı zamanda. Hem de hiçbir değer ve sınır tanımayan bir güç. Cemaat demek güç demektir. Cemaat demek kendini daha güçlü göstermek demektir. Güçle var olduğu için gücün olmadığı alanlarda neşv-ü nema bulamaz.

HEDEFLER ARASINDA ÖNCELİK SIRALAMASI VAR MI?

Evet var. Önce güçlü olmak ister. Sonra ezmek. Bugüne kadar da hep böyle davrandı. Bundan sonra da böyle davranacaktır. Hangi alanda kime karşı güçlü ise onu yok edecektir. Çünkü böyle programlanmıştır. Başka türlü davranmasını kimse beklemesin. O halde yapılması gereken sahip olduğu gücü elinden almaktır. Para akışını durdurmak ve makam mevkileri elinden almak işin büyük bir kısmını çözecektir.

Son olarak girişte bahsettiğim konuya tekrar dönecek olursak, bu hedefler doğrultusunda ilerlerken, yani elindeki imkanları yok edici bir güce dönüştürürken arkasına saklanacağı en önemli kavramlar demokrasi, özgürlük ve adalettir. Oysa bunları sadece bir kalkan olarak kullanmaktadır. Bundan dolayı da bu yapıyı gerçekten demokratik alana mahkum edecek bir strateji geliştirmek en önemli mücadele yöntemlerinden birisidir. Tıpkı daha önce ulusalcı-batıcı Kemalistlere yapıldığı gibi. Onlar batılılaşalım, demokratikleşelim dedikçe kendi kuyularını kazıdıklarının farkında değildiler. Bu çete için de aynı durum söz konusudur. Demokrasi dedikçe en çok kendi sonlarını hazırlayacaklardır. Özgürlük ve adalet dedikçe en çok kendi paradigmalarını sarsacaklardır. O halde bu alana daha çok mahkum edecek bir karşı operasyon yapılmalıdır.

Çünkü günümüzdeki toplumsal iç dinamiklerin öngördüğü değişim derebeylikler veya dar ideolojik cuntalar değil, evrensel standartlarda ilkelere bağlı olan çoğulcu bir demokratik sistemdir.

Hayatını ve tüm dünyayı sadece bir 'yüce pir'e' olan bağlık üzerinden anlamlandıran bir çetenin topluma sunabileceği hiçbir projesinin olamayacağını görmek zor değildir. Sivil hükümete yönelik darbe girişiminde bulunan haşhaşi ordusunun demokrasi kavramını daha çok kullanmalarına imkan tanıyan bir iklimi hep birlikte oluşturalım. Demokratikleşme yönünde atılacak her adım onların sonunu getirecektir. Ama iyice demokrasi kavramının arkasına sığındıkları bir anda bu hamleyi yapmak gerekir.

1 Bu yazıda 'yüce pir' kavramını, konumuz bağlamında tam olarak meramı ifade ettiği için Alev Alatlı'nın Shrödinger'in Kedisi adlı kitabından alınmıştır. 'Yüce pire bağlılık ve itaat rastgele değildir,' 'kışlık dersaneyi dolduran talipler, yavaş yavaş ayağa kalkmaya, yüce pir'in güzel isimlerini tekrarlamaya başladılar. 'tekleşmiş varoluştur! yüce pir!' 'tekleşmiş dünyadır! yüce pir!' 'koalisyon'dur! yüce pir!' 'yeni dünya düzeni'dir! yüce pir!' 'ekonomik akıl'dır! yüce pir!' 'tek yol'dur! yüce pir!' 'hocaların hocası'dır! yüce pir!' 'mutlak teslimiyet'tir!' şeyho baran, öne çıktı, son zikredilen ismi üç kez daha tekrarlattı, 'yüce pir!' kalabalık hep bir ağızdan bağırdı, 'mutlak teslimiyet'tir! 'yüce pir!' 'mutlak teslimiyet'tir! yüce pir!' 'mutlak teslimiyet'tir!!!'

Yazıya http://yenisafak.com.tr/yorum-haber/demokrasi-ve-yuce-pire1-baglilik-03.03.2014-622896 adresinden ulaşabilirsiniz.