Ana Sayfa Özgeçmiş Kitapları Yazıları Röportajları Haber Fotoğraf Albümü Video Galeri İletişim

Yeşil Dal

21.06.2012

Rivayet olunur ki, ünlü Rus romancı L. Tolstoy, çocukluğunda kardeşleri bahçede oyun oynarken arada sırada kaybolur, koşmaca oyunlarında hep geride kalırmış. Kardeşleri nerde kaldığını sorduklarında da “Yeşil dalı arıyorum” dermiş.

Yeşil dal, kendisine anlatılan masalların birisinde insanlığı kurtaracak, mutluluğa ve barışa kavuşturacak bir tılsımdı ve o da ne yapıp edip bunu bir yerlerde mutlaka bulmak istiyordu. Tolstoy’un bu tılsımı bulup bulmadığı bilinmez ama bilinen o ki bugün gerçekten böyle bir tılsıma her zamankinden daha fazla ihtiyacımız vardır.

Bunu bulmamıza giden yol ise gelecek tasavvurumuzdan geçiyor. Medeniyet ütopyamızda saklıdır. İnsanlığın hep birlikte bir arayışı var ancak bunun neye yönelmiş olduğu konusunda Batı felsefesi derin tartışmalara sahip olabilir ama bu coğrafya bunu kalıcı değerler üzerinden daha önce keşfetti. Toplumu kendi içindeki işleyişi üzerinden değil, verili olan değerler üzerinden okumaya çalışan bir dünya hayali vardı zaten.

Buna kast edenlerle uğraşmak erine, bunları yeniden inşa etmenin yollarını aramak durumundayız ve bu da toplumların gelişmişlik ölçeklerinden birisidir. Sahip olduğu sorunların farkında olmak ve kurumsal yapılanmaları gerçekleştirip bunlar arasında eşzamanlılık sorununu çözmüş olmaktır. Tahıl ile geçinen toplumlarda kurumsallaşmanın kolay gerçekleşmediği, toplumsal ve ekonomik planlamanın bir türlü sağlanamadığı söylenir. Çünkü tahıl yetiştiriciliğinde belirleyici olan insanın koyduğu kurallar değil doğanın kurallarıdır.

Gelişmişliğin temel kriteridir sahip olduğu sorunların farkına varmak ve bunları kontrol etmek. Geleceği planlamanın ve müreffeh kılmanın biricik yoludur bir gelecek strateji belirlemiş olmak. Bütün bunları yapmanın yolu da sahip olduğu sorunların farkına varmaktan ve bunlara çeşitli çözüm önerileri üretmiş olmaktan geçmektedir.

 

Türkiye, uzun bir süredir sahip olduğu kadim sorunlarının farkında değildi. Sorunlar can yakmaya başlayınca da görmemeye başladı. Kürt meselesi başta çok kolay ve kalıcı bir biçimde çözülebilecek iken bunu yapmadı. İnkar üzerine inşa ettiği bir politikayla gerçeği göremedi. Nasıl bir gelecekle karşılaşacağını hesap etmedi. PKK’nın neleri hedeflediğini dahi tam olarak hesap edemedi. Bunca yıldır çarpıştığı bir örgüt üzerinde yapılmış kaç tez vardır YÖK sisteminde bilen var mı? Son beş yılda yapılanları çıkardığınızda 16, son on yılda yapılanları çıkardığınızda 2 tanedir.

 

 

Biz neden bir yeşil dal aramıyoruz ya da bulamıyoruz?