Ana Sayfa Özgeçmiş Kitapları Yazıları Röportajları Haber Fotoğraf Albümü Video Galeri İletişim

'Gerici Sol' ve içki özgürlüğü

27.05.2013

Alkolü içeceklerin satışı ve reklamı ile ilgili TBMM’de yapılan düzenleme üzerine İdris Küçükömer hocanın deyim ile “gerici sol” uzun süreden beridir elden kaçırdığı, kaybettiği irtica paranoyasını yeniden diriltmek için çok çabaladı.

 

Malum, Mecliste kabul edilen düzenlemenin özeti, ya da kanunun ruhu şudur, içkinin yaygınlaşmasını teşvik eden simgelerin kullanımını sınırlandırmak ve gençlerin bulunabileceği tüm ortamlarda içki reklamının yapılmasını engellemektir. Bir içki yasağı değildir.

 

Ancak içki üzerinden hükümeti yasakçılıkla itham eden önemli bir CHP’li kesim var. Ve bunların temel iddiası da kişi temel hak ve özgürlüklerinin kısıtlanmasına karşı durmaktır. Doğrusu bugüne kadar bu alanda, yani özgürlükler alanında hiçbir somut adımı ve söylemi olmayan bu kesimlerin “içki yasağı” konusunda özgürlük savaşçıları kesilmeleri aslında bilmediğimiz bir durum değildir.

 

Din üzerinden kurgulanan bir yaşam biçiminin kendilerini ne kadar sınırlandırdığını ya da sınırlandıracağı endişesini dile getirenler, yıllarca laiklik üzerinden nevzuhur bir ideolojinin dinsel gibi olan ritüellerini tepeden inmeci bir darbe ile tüm topluma dayattılar.

 

Ama artık bu tutmaz. İmkansız bir şeye giriştiler ve bitti. Bakmayın siz bir kaç kurşun askerin avaz avaz bağırdığına, toplumumuzda artık retorik ve hamasetle söylemsel taraftarlık oluşturmak mümkün değildir.

 

Hatırlar mısınız, 28 Şubat sürecinde medyanın tavrını; ekrana çıkardıkları her Refah Partili aktöre davet ettikleri konuyla ilgili sorulardan önce; “söyle bakayım sen şeriatçı mısın değil misin” sorusunu sorup önce adamı mahkum edip, negatif meşruiyet alanına hapsedip sonra da hırpaladıklarını?

 

Aynısını şimdi de yapmak istediler. Ama nafile. Toplum pek çok kanaldan bilgilenebilmekte ve sorunları kendisi bizzat gözlemleyerek çözüm için üretilen projeleri denetlemektedir.

 

Bu durumun farkında olmayanlar, hükümetin her attığı adımı toplumdan habersiz ve kişisel kaprislerinin bir yansıması olarak görmektedir.

 

Zaten böyle gördüğü içindir ki muhalefet çok önemli olduğunu zan ettiği birkaç konu ve cümleler üzerinden kendince sert bir muhalefet yürüttüğünü düşündüğü halde kendilerine karşı ilgi hiç değişmemekte, hatta giderek de azalmaktadır.

 

Gerçekten zor bir durum. Muhalefet etmek için “edepli/edepsiz” her sözü söyleyeceksiniz ama insanlar asla size itibar etmeyecekler. Herhalde insan kafayı yer. Zaten görünen o ki bu muhalefetin de kafayı yediğidir.

 

İçkiyi dini referanslarla yasaklıyorlar ey ahali” çağrısı ses vermedi. Demek ki gerçekten “irtica” bir daha dönememek üzere elden gitmiştir. Yakında “bölünme” de elden düşecek o zaman bakalım neler söyleyecekler? Yaşayıp bu keyifli tiyatroyu seyredeceğiz.